Tamirat gerek!

Haberin Devamı

Orta Doğu’nun demokrasi pazarında fazla alternatif yok. Mısır halkı Mübarek’ten kurtulursa önünde iki seçenek bulacak:

Ya Türkiye veya İran modelini seçecek.

İki demokrasi de yüksek standartlara sahip değildir. Neredeyse kayda değer tek sermayeleri seçim sandığıdır.

Türkiye’deki iktidar sahiplerinin “ileri demokrasi” masallarına bakmayın siz. Buradaki “ileri” sözcüğü kalite tarif etmiyor, demokrasimizle ilgili reklâm ve propagandanın “palavra” dozunu yansıtıyor.

Evet bölgemizdeki toplumlarla kıyasladığımız zaman daha şanslı ve imtiyazlı durumda olduğumuzu görüyoruz ama demokrasinin kalitesini seçim sonuçlarını kaç saatte aldığımıza bakarak tayin edemeyiz.

Şarm-el Şeyh’teki zirvede bir kadın gazeteci, belli ki Mısır Başbakanı’nı utandırmak için Tayyip Erdoğan’a sormuş:

“Sizde seçimler kaç haftada yapılıyor?”

Bizimki “24 saatte kesin sonuçları alırız ama aynı gece 10-11 gibi durumu anlarız” deyince Arap gazeteci “Bizde bir ayı geçiyor“ demiş..

Adalet Allahlık!

Seçim sonucunun çabuk belirlenmesi Türkiye hesabına küçümsenecek bir fark değildir. Ama sandık bir sonuçtur.

Önemli olan o sonucu yaratan etkenlerin çağdaş standartlara uygun olmasıdır.

Sandıktan çıktığı halde özel hayatın dokunulmazlığını, fikir ve ifade özgürlüğünü telefonları dinleyerek, sahte ihbar ve delil üreten merkezler oluşturarak ve medya patronları üstünde mali terör yaratarak yıkan boğan, baskının sürekliliğini sağlamak amacıyla da yargı kurumlarını zapteden iktidarlara geçmişte rastlanmıştır.

Türkiye’de şimdi bu tarih tekerrür ediyor!

Demokrasimizin sadece insan hakları boyutu mu sorunlu? Hayır, seçim sandığına yönelik yarışın adaleti de Allahlık!

Yüzde 10 seçim barajı dünyada yok. Bu rezalet istikrar adına savunulamaz. Bu despotizmin bahanesidir.

Yüzde 10 baraj demek, baraj altında kalan küçük partilerce kazanılan milletvekilliklerinin büyük partiler tarafından çalınması demektir.

Küçük partiler kazandıkları temsil hakkını yitirirken büyük partiler hakları olmayan milletvekilliklerini elde ediyorlar.

Lider sultası bitsin

Haksız rekabet Hazine yardımında da yaşanıyor. Bu yıl devletten AKP 186.5 milyon, CHP 83,6 milyon, MHP 57.1 milyon lira yardım alacaklar.

Seçime girecek öteki partiler hava alacak.

Yarışı bu kadar adaletsiz hale getiren bir rejime istediğiniz kadar demokrasi deyin kendinizi kandırırsınız.

Halkın vergilerinden oluşmuş bu kaynağı “güç bende” diye böyle dağıtmak değişik türde bir seçim hilesi değil midir?

Ve acele kurtulmak zorunda olduğumuz asıl hastalık !!!

Milletin değil liderlerin seçtiği milletvekillerinin oluşturduğu meclis...

Ben bu durumu “kıblesi şaşmış meclis“ diye tanımlıyorum.

Demokrasimizi gerçekten örnek alınan bir model haline getirmek istiyorsak, öncelikle yukarda sözünü ettiğimiz ameliyatları hızla yapmamız gerekiyor.

Önümüzdeki seçimin sandıklarından “liderin adamları” değil “milletin vekilleri” çıkmalıdır. Seçmen, parti üyelerinin belirlediği adaylarla seçime giren partileri ödüllendirmelidir.

Öyle bir meclise bugün sahip olsaydık iktidar en azından yargıya diz çöktürme operasyonuna cesaret edemezdi.

Ülkeye ve kendine kötülük edemezdi.

Diktatörün önünü kesecek kalitede meclisi olmayan bir rejim demokrasi sayılamaz, alıcısı da pek olmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR