Tam zamanı!

Türkiye Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdi ama siyaset kendi külüstür kriterlerinden vazgeçemiyor

Haberin Devamı

Türkiye Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdi ama siyaset kendi külüstür kriterlerinden vazgeçemiyor.

"Dün dündür" zihniyetinin değişmesi belli ki epey zaman alacak.

Başbakan Erdoğan'ın 17 Aralık'taki AB zirvesine birlikte gitme çağrısına CHP lideri Baykal "bundan onur duyarım" karşılığını vermiş, hepimiz mutlu olmuştuk.

Çünkü bu beraberlik, AB'ye girme kararlılığının Türkiye'de dayandığı toplumsal tabanın büyüklüğünü göstermesi bakımından etkileyici olacaktır. Ayrıca müzakere sürecinin meclisten alacağı destek için de bir garanti yerine geçecektir.

Ama dün CHP lideri Deniz Baykal zihinleri bulandıran bir çıkış yaptı:

"İktidarın ne söyleyeceğini biz bilmezken, bizim bu konuda ne düşündüğümüzü iktidar merak etmezken 'Hadi 17 Aralık'ta Brüksel'e birlikte gidin' demek, iyi niyetli bir temenniyi ifade etmenin ötesinde bir değer taşımaz.."

Yolsuzluk raporda
Demirel, bu üslubu kullanan muhataplarına "Garnından gonuşuyo" derdi.

Hazır milleti sevindiren bir işbirliği zemini doğmuş, bunun içini doldurmak artık sizin işiniz değil mi? Kamuoyu önünde yapılan eleştirel yakınmalar güvensizliği artırmaz mı? İşbirliği projesini doğarken öldürmez mi?

CHP'nin zirveden önce yaptırabileceği büyük bir hizmet vardır.

Meselâ AB Komisyonu raporunda yolsuzlukların, kamu yönetiminin hemen bütün alanlarında ciddi sorun olarak durduğu, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması yönünde hiçbir ilerleme kaydedilmediği belirtiliyor.

Devlet-siyaset-mafya bağlantılı olaylar nedeniyle kamuoyundaki hassasiyetin yükselmesi, bu sorunun hemen ele alınarak 17 Aralık'a kadar çözümlenmesi için elverişli bir ortam yaratmıştır.

CHP "dokunulmazlıklar kalksın" diyor.

İktidarın görüşünü seslendiren Adalet Bakanı Çiçek ise "Bu konudaki Anayasa değişikliği, sivil ve askeri bürokrasinin ayrıcalıklarının da kaldırılmasını içermelidir" diye karşılık veriyor.

Daha iyi fırsat olmaz
Dinlemek, tartışmak lâzım, belki Adalet Bakanı haklıdır. Çünkü organize suç örgütleriyle ilgili davalarda, bağlantılı kamu görevlileri soruşturulamadığı için yargı, resmin bütünü görerek karar verme olanağından yoksun kalıyor.

Artık bu konularda icat yapmanın gereği kalmamıştır. AB normları, uzlaşmak için bir zemindir. Bir gün nasıl olsa geleceğimiz o noktaya, kendi irademizle hemen ulaşsak daha iyi olmaz mı?

Adalet Bakanı'nın şu sözlerini önemsediğim için tekrarlıyorum:

"Elliden fazla yabancı heyetle görüştüm. Ya birinci, ya ikinci soru yolsuzluk.. Yabancı sermaye gelmiyorsa önemli sebeplerinden biri budur. Devlet otoritesinin zaafa uğradığı bir yere kimse getirip parasını yatırmaz.."

Baykal, Başbakan'la zirveye gitmekten vazgeçmemelidir.

Bu işbirliğinin onurunu artırmak istiyorsa, yolsuzluğa karşı uyanmış olan toplumsal ilgiden yararlanarak 17 Aralık'a kadar dokunulmazlıklar sorununu çözmek konusunda üstüne düşeni yapmalıdır.

Türkiye değişiyor, siyaset değişiyor. Yaratıcı ve gerçekten samimi olursa muhalefet de icraat yapabilir!

DİĞER YENİ YAZILAR