Taktik savaşı

Haberin Devamı

Başkentte iktidar çevreleri “bu sefer çok iyi iş çıkardı” diye Haşim Kılıç’ı övüyorlar.

Anayasa Mahkemesi üyeleri üzerine yapılan baskıdan, medyanın kurgulanmasına karar toplantısının planlanmasından meselenin özüne zarar vermeyecek bir-iki iptal kararı çıkarılmasına kadar her şey, altın bir zincirin mükemmeliyetini sergiledi.

Dün dediğim gibi, iktidar kanadından yükselen eleştirileri önemsemeyin.

Ciddi değil bunlar.

Gerçeği Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek söyledi. Kendisi, taktik gereği rol yapmaya razı edilecek kıratta siyasetçi değildir.

Ve o, AKP hesabına “Anayasa değişikliği paketinin AYM’den çıkan son haliyle de çok iyi” olduğunu teslim etmiştir.

Bağımsız otoriteler, değişiklikler referandumdan geçerse yargının tamamiyle iktidar denetimine gireceğini söylüyorlar. Yani yargı bağımsızlığı tarihe karışacak demokratik hukuk devletine ilerlememiz uzun bir zaman için duracaktır.

Mahkeme, yüksek yargı kurumlarına üye seçimi kuralını paketten cımbızla çekerek iptal etti. Ve bunu hukuk devleti ilkelerine aykırılık var mı diye bakarken yaptı.

Bir şaşırtmaca olabilir mi?

HSYK Başkanvekili Kadir Özbek dün şu değerlendirmeyi yaptı:

“İptal ediliyormuş gibi izlenim verilerek iptal edilmemiş bir karar ortaya çıkmıştır. Yazık oldu!”

Yani iktidar partisi şimdi şunu söyleme avantajı elde edecek:

“Muhalefet, yüksek yargıdaki seçim yöntemine itiraz etmişti. Mahkeme itirazları dikkate alarak muhalefetin iptal talebini yerine getirdi. Daha ne istiyorlar?”

Bu propaganda, işin ruhunu kavrama yeteneğine sahip bulunmayan büyük kitleyi etkileyecek, muhalefeti zora sokacaktır.

İktidar için çözüm daha kolay. Çünkü üniversitelerin çoğunu laiklik karşıtı rektörlere teslim ederken kazandığı uzmanlığı şimdi yargı kurumlarını ele geçirmekte kullanacaktır.

Peki bunun sonu nereye varır?

AKP’nin anladığı adalet belli:

Tabii ki özel yetkili mahkemelerin ve Silivri yargılamalarının model olduğu bir adalet düzenine...

Yüksek mahkemenin gerçekleştirdiği iki küçük taktik iptal, muhalefet cephesini ek desteğe muhtaç hale getiriyor.

O nedenle referandumu iktidar için aynı zamanda “güven oylaması” haline dönüştürmek akıllı bir hamle olabilir!

Eksen kayması

İktidarın şişirilmiş dış politika şöhreti ömürlü olmadı.

Komşularla sıfır sorun siyaseti tekliyor.

Arapların kahramanı olmak hevesiyle göze alınan çıkışların rantını sürekli kılmanın imkânsızlığı kendini gösteriyor.

Acaba iktidar bunları görüyor mu?

Geçen gün Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat, İsrail’le ilişkileri bozulmuş bir Türkiye’nin kendileri için eskisi kadar yararlı olamayacağını anlatmaya çalışıyordu.

Dün daha önemli ve daha acıtıcı bir tespit yapıldı. Konuşan ABD Başkanı Obama idi ve Türkiye’nin İran’ı koruma bağlamında yaşadığı “eksen kayması”nı değerlendirirken şunu diyordu:

“Ankara konusunda yapabileceğimiz şey bağlantıları sürdürmek ve Türkiye için Batıyla entegrasyonunun yararlarını ortaya koymaktır. Evrensel haklara ve devletin laikliğine saygı gösteren bir İslâm’ı temsil etmeyi başarabilirlerse bu bizim için çok iyi olur.”

Biz yakın zamana kadar zaten bunu başardığımız için övülüyor ve örnek gösteriliyor değil miydik?

Acı gerçek ortadadır: AKP iktidarında 20 yıl geriye gittik bu bakımdan.

Laikliğe saygılı bir İslâm mıyız; işte yeniden imtihan kapısındayız.

Ne kadar hazin!

DİĞER YENİ YAZILAR