Hac farizasının sonu olan Mina'daki şeytan taşlama sırasında, daha önce seyrettiğimiz bir film gibi tekrarlandı: İzdiham, panik ve facia: Hacı olmak için kutsal topraklara giden insanlardan en az 250'si öldü, bir o kadarı da yaralandı.
Suudi Arabistan Hac Bakanı Emin Medeni "Takdir-i İlâhi" dedi.. Yani mesele bu kadar basit..
Hatta "Allah'ın takdiri" kabul edildiğine göre kimse kimseyi eleştirmesin, ölenler öldükleri ile kalsın, kurbanların yakınları da kutsal topraklarda kaybettikleri anne ve babaları için yas tutmasın..
Hani utanmasa "Bu yüzden onlar için sevinmelisiniz" diyecek!
Suudi Arabistan her yıl hac dönemlerinde 2-3 milyon Müslüman tarafından ziyaret ediliyor. Çağın ve dinin değerlerine gerçekten saygılı bir devlet, ülkesine büyük para kazandıran bu insanların dini görevlerini güven içinde tamamlamasını garanti etmek zorundadır.
Ama Suudi rejimi böyle bir duyarlılığın çok uzağındadır.
Karşı çıkmalıyız
Hac organizasyonu, dört yılda bir tekrarlanan olimpiyatlar için gereken özen ve uzmanlığın daha bile fazlasını gerektiriyor. Çünkü her yıl tekrarlanıyor. Bu iş için uzman kuruluşların yardımını almak lâzım. Ama totaliter İslâm rejimleri bilgi ve uzmanlığı, dışardan gelip içerde kendi saltanatlarını sarsacak tehdit olarak gördükleri için çağırmıyorlar.
Nasıl olsa hac ziyareti yapan ülkelerden böyle bir talep yok. Nasıl olsa bu faciaları "Takdir-i İlâhi" sayarak bile bile gelen ölmeye razı milyonlar var.
Türkiye, İslâm dininin imajına da zarar veren, özüne ters bu kaderci tutuma, İslâm'ı demokrasi ve insan hakları ile birlikte yaşayan tek Müslüman ülke rolüne uygun olarak karşı çıkmalıdır.
Son on yılda Suudi Arabistan'da 700'e yakın hacı adayı öldü. Kurbanlar arasında çok sayıda Türk vatandaşı da vardır. Daha ne kadar seyredeceğiz?
Dinimize kötülük
Türk hükümeti önce kendi vatandaşlarını korumak için, sonra da çağ dışı rejimlerin İslâm'a verdikleri zararı önlemek için artık harekete geçmelidir. Çünkü baskı rejimleri, kökten dinci terör eylemleri ve üstüne gelen bu ilkellik facialan, dünyada "İslâm dininin demokrasiye ve insan haklarına elverişli olmadığı" yolunda bir yargı doğuruyor.
Türkiye, çağa açık öbür Müslüman ülkeleri de yanına alabilir ve Suudi Arabistan yönetimini, güvenli bir hac organizasyonu için uzmanlık yardımı almaya mecbur edebilir.
Böyle bir talep, Suudi Arabistan'ın egemenlik haklarına müdahale de değildir, saygısızlık da değildir.
Hac ziyaretine ev sahipliği yapan topraklar bütün Müslümanların ortak değeridir. Asıl saygısızlık, insan hayatını kaderciliğin pamuk ipliğine bağlamak ve bu yüzden İslâm'ı ilkel toplumların inancı olarak gösterenlerin ekmeğine yağ sürmektir.
Takdir-i ilahi mi!
Mübarek Kurban Bayramı, İslâm dünyası için yine utanç verici bir felâket haberi ile gölgelendi
Haberin Devamı

