Tarafsız bir cumhurbaşkanı niçin sistemin olmazsa olmaz şartıdır son olaylar bunu öğretti.
Anlamayan kaldıysa onlar da önümüzdeki günlerde öğrenecek!
Gelişmemiş toplumlarda demokrasi “meclis aritmetiği”ne, yani kaba sayılara dayanır.
AKP yedi yıldır iktidarda ama hukukun üstünlüğüne ve çoğulculuğa dayanan bir demokrasiyi içselleştiremedi.
Dün muhalefet lideri Baykal, iktidar çoğunluğunun, askere sivil yargı yolunu açan yasanın anayasaya aykırılığını bile bile geceyarısı katakulli ile meclisten geçirdiğini halka şikâyet ediyordu.
Başbakan da aynı saatlerde, attıkları karambol golünün keyfini çıkaran kaptan edasıyla rakibi alaya alıyordu:
“Senin milletvekillerin gece yarısı o parlamentoda ne iş yaparlar? Uyuyan milletvekillerini oraya niye gönderiyorsun?”
Tarafsızlık çöktü
Demokratik rejime yönelik suçların askerler tarafından işlenmesi durumunda sivil mahkemede yargılanması, Türkiye’de askeri müdahaleler dönemine son verebilir. Bunu istemeyen yok.
O zaman bu kapıyı açacak anayasa değişikliğini muhalefetle anlaşarak yaptıktan sonra kotarılacak bu reform, niçin Anayasa Mahkemesi’nden geri döneceği belli iken riske sokuldu?
Gül’ün yerinde sistemin aradığı niteliklere sahip bir Cumhurbaşkanı bulunsaydı bu yasa mahkemelik olmazdı.
Çankaya’dan geri döneceğini tahmin edeceği için iktidar grubu, böyle açıkları olan bir metni meclisten geçirmek için geceyarısı o “ayıplı zahmetler”e katlanmazdı.
Yasanın taşıdığı sakıncaların giderilmesi için Gül’ün onay yazısına eklediği “tavsiyeler”in hiçbir değeri yoktur.
Çünkü o anayasayı düşünmemiş kendisini Çankaya’ya çıkaran AKP’nin beklediği şeyi yapmıştır.
Oysa Cumhurbaşkanlığı siyasetçi için son hedeftir. Tüm ihtirasların geride bırakıldığı en onurlu görev yeridir orası. Tarafsızlık bir tercih değil anayasal koşuldur.
Ve bu işleyişte dönemini tamamlayan bir Cumhurbaşkanı için en makbul konum “Eski Cumhurbaşkanı” olmaktır.
Rusya’daki gibi...
Ama Gül, tehlikeli eksiklerini görüp ikaz etmek mecburiyetini duyduğu bir yasaya onay vererek farklı bir hedef peşinde olduğu şüphesini uyandırmıştır.
Anayasa’nın emri olan “devlet organlarının uyumlu” çalışmasını gözetme görevini bu yasayı onaylayarak ihmal etmesi, Çankaya’dan sonra “Eski Cumhurbaşkanı” olarak kalmayı düşünmediğine işaret sayılabilir.
Rusya’daki Putin-Medvedev tahterevallisinin Türkiye’de de Gül ve Erdoğan tarafından kurulup işletileceğine dair söylemler, tahminler ne zamandır dolaşıp duruyor.
Çankaya’dan çıkan son onay, aslında bu söylem ve tahminlerin doğrulanmasıdır.
Eğer AKP siyasetin şartlarını kontrol etmeye devam ederse, dönemi sonunda Gül yerini Erdoğan’a, Erdoğan da Başbakan koltuğunu Gül’e bırakacaktır.
Özetle önümüzde, kişisel hedefini gözeterek parti siyaseti yapmaya mecbur bir Cumhurbaşkanı ile yaşama şanssızlığı duruyor.
Sistemin çok geç kalmadan iktidar alternatifi üretmesi gerekiyor.
Yoksa demokrasi tehlikede!
Tahterevalli
Haberin Devamı

