Türkiye NATO’nun güneydoğu kanadını yarım yüzyıl boyunca başarı ile korudu.
Üstelik bu başarıyı Soğuk Savaş ortamında gerçekleştirdi.
Peki ne oldu sonra bize?
“Sıfır sorun” fiyakası neden bazı komşularla kanlı bıçaklı hâle getirdi?
İngiliz yayın kuruluşu BBC dün “Türkiye ve Suriye uzun bir sınırı ve karşılıklı olarak bir nefreti paylaşıyor olsalar da topyekûn savaşı istemiyorlar” yorumu yapıyordu.
Savaş karşıtı iradenin sonsuza kadar ayakta kalacağına dair tahminler keşke gerçekleşse; ama mümkün değil.
İki taraf da savaş karşıtı havayı istedikleri an ateşe ve dumana boğma imkânına sahip olduklarını biliyordur.
Ateşle oynamak...
Dünyanın güvenliğini sigorta eden sisteme güvenilemez.
Önceki gün Türk F-16’ları Hatay’da sınırı ihlâl eden bir Suriye savaş uçağını düşürdü.
Dün Genelkurmay’dan yapılan açıklamada Suriye’de konuşlu SA-5 füze sisteminin bir savaş uçağımıza kilitlendiği ve bu tacizi 4,5 dakika sürdürdüğü ifade edildi.
Bölgedeki durumun vahametini anlamak ve anlatmak zor..
Küçük bir çocuğun bir cephanelikte maytap yakarak eğlendiğini düşünün...
Geçen yıl bir savaş uçağımız Suriye tarafından düşürülmüştü. O intikam yerde bırakılmamalı idi.
Ama misilleme de her zaman doğru tercih değildir.
Askeri başarılar, siyasilere kazançlı sömürüler üretme şansı tanır.
Ülkeyi savaş tehlikesine karşı koruma yeterliliğine sahip olmayan toplumların kaderi ihtirasın pençesine düşmektir.
Savaş yürüyüşü...
Başbakan Erdoğan bizimkilerin bir Suriye savaş uçağı düşürdüğünü seçim mitingi sırasında halka duyurdu.
Böyle olacağını yakında göreceğimizi ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu hafta içinde söylemişti.
Tam isabet sağladı.
Hem de “kör kör gözüm parmağına” olayı yaşatacak biçimde..
CHP uçağın düşürülüşünü “Bir diktatörün savaş yürüyüşü” sözleriyle tanımladı.
Orada dursak yine iyi..
Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah’ın türbesi Halep’tedir. Türbe alanı T. C. egemenliğine tabi olduğu için Şam yönetimi uyarılmıştır:
“Süleyman Şah türbesi Türk toprağı. Oraya saldırı en şiddetli karşılığı bulacaktır..”
İç savaş felâketi yaşayan komşunun kafasındaki şeytanı uyandırmak hangi akla hizmet ediyor?
Tehditten başka seçeneğimiz kalmasa bile bu zaaf açığa vurulmaz.
Bu tehdit aynı zamanda tahrik etkisi de yapar çünkü!
Tahrik yanlış
Haberin Devamı

