Tahrik oyunun parçası mı?

Haberin Devamı

PKK terörü tepemizde asılı bir kılıç gibi; ha düştü, ha düşecek...

Ayrılıkçı Kürtlerin “demokratik özerklik” hedefine ilerleyişini disiplin içinde sürdüren adımları, nedense terör tehdidinden bir türlü ayrılmıyor.

Dahası, sırlar açıklanıyor havasında öyle iddialar ortaya atılıyor ki insan şüpheye düşüyor:

Acaba bunlar çözüm çabalarına katkı için mi yoksa sabote etmek için mi söyleniyor?

Milliyet yazarı Hasan Cemal’in Kandil’de yaptığı gazeteciliktir.

Teröre övgüler...

Ama örgütün dağdaki elebaşı Murat Karayılan’ın anlattıkları...

Bağımsız seçilen BDP milletvekillerinin ikinci meclisi Diyarbakır’da açtıkları görüntüsü vermeleri...

BDP Milletvekili Sebahat Tuncel’in tahrik dolu sözleri...

Sebahat Tuncel dün, bir PKK’lı canlı bomba için yapılan törende konuştu.

Zilan kod adlı terörist 15 yıl önce Tunceli’de askerlerin bayrak törenine hamile kadın gibi yanaşıp üstündeki bombayı patlatmış 8 askerin şehit düşmesine sebep olmuştu.

Terörü övmek artık suç olmaktan çıktı. PKK siyasi bir varlık muamelesi görmeye başladı. Bu gelişmeler, gizli müzakereler yoluyla bir çözümün zeminini inşa ediyor diye görmezlikten geliniyor.

İpin ucu kaçacak kaygısının doğmaya başlaması sandığı etkiler korkusuyla Başbakan Erdoğan “Ben olsaydım asardım” diyecek kadar milliyetçi uca savruldu seçim arifesinde.

Oldu-bitti sinyali

Karayılan’dan Hasan Cemal’in aktardıkları bu savruluşun siyasi bir manevra olduğunu düşündüren ipuçları veriyor.

Mesela Karayılan, Habur rezaletinin “başarısızlıkla sonuçlanan ve ilk açılım hareketini sonlandıran bir Tayyip Erdoğan projesi” olduğunu öne sürdü.

“Demokratik Özerklik” projesinin bir oldu bitti ile gelebileceği sinyalini dahi verdi.

Kentlerin de hedef alınabileceği tehdidi, ceviz ağacı altındaki uzun söyleşide pervasızca söylendi:

“Özerklik örneğin Hakkâri’de uygulanıyorsa ve polis saldırırsa... Demokratik özerklik kurumları var, halk meclisleri var. Kim onları hedef yaparsa, saldırırsa yanıtını alır. Uzun lâfın kısası, bir konsept değişikliği var eylem hedefinde..”

Kürt sorununu çözerek tarihe geçeceğini düşünen Başbakan Erdoğan, çözüme yönelik çabalara zarar vermeme özeni içinde hiçbir suçlamaya ve tahrike tepki vermiyor.

Bu belli ki yeni anayasa çerçevesinde formüle edilecek uzlaşmaları zora sokmama tedbiridir. Ama bölücü hareketinin merkezi PKK’dan yansıyan tutumlar çözüm arayışlarını yokuşa sürmektedir.

İmralı’daki elebaşı, devletle sürdürdüğü müzakerelerin neredeyse hedefe ulaştığını tekrar tekrar söylemekten nedense vazgeçmemektedir.

Bunun halkta yaratacağı tepkinin iktidarın hareket kabiliyetini kısıtlayacağını bilmiyor olabilir mi?

Belki bilerek yapıyor. Zamanın kendilerine çalıştığını devletin kendini savunma yeteneğinde sürekli kayıp yaşandığını görüyorlardır!

DİĞER YENİ YAZILAR