Tahrik edici abartmalar

Haberin Devamı

Siyaset arenasında tanık olduğumuz eylem ve beyanlar insana “ne olacak bu memleketin hâli” dedirtiyor.

Kabalıklar ve galiz küfürlerle bezenmiş tekmeli, tokatlı kavgalar yüzünden sorunlar kolaylıkla çözülemiyor.

Her iddialı yasama faaliyeti demokrasi ve hukuk ihlâllerine mal oluyor.

Bizim siyaset anlayışımız, işbirliği ile elde edilmiş başarıyı paylaşma üstüne değil, rakibe diz çöktürme ihtirası üstüne kuruludur.

HSYK bu yüzden itiş kakış hasarlı bir yasa oluyor. Parlamenter olgunluğundan nasip almamış müzakerelerin sonucu ortada:

HSYK’yı düzenleyen yeni yasa üç yılda ömrünü tüketmiştir.

Şimdi yenisi yapılıyor.

Milli irade tekeli

Daha çok demokrasi, daha adil bir düzen mi vaat ediyor yeni yasa? Hayır.

İçeride dışarıda büyük bir çoğunluk yargı bağımsızlığının daha geriye gideceğini söylüyor ve iktidarı AB kriterlerine uyması için teşvik ediyor.

Ama iktidar bildiğini okuyor.

Başbakan dünkü grupta “dediğim dedik” inadını milli irade edebiyatı ile meşrulaştırmaya çalışıyordu:

“Milli irade ne derse o olacak. Medya, iş dünyası, çeteler ne derse o değil; millet ne derse o olacak..”

Başbakan sadece kendisine oy veren vatandaşları milletten sayıyor ve milli irade kabul ediyor. Geri kalana dışlayıcı aşağılayıcı bir sürü niteleme...

Dün küfür ve hakaret kapasitesi hayli zenginleşmiş göründü:

Hasan Sabbah ve Haşhaşinleri tarihin bin yıl derininden çıkarıp cemaatle benzeştirmek tahrik edici bir mübalâğa olmadı mı?

En büyük 10’uncu risk

İstikrarsızlık yaratan sebeplere katkıda bulunmaktan daha büyük zarar yoktur.

Siyasi alanda başlayan gerilimler orada kalmıyor, hızla yayılıyor ve en büyük zararı da ekonomi alanında yaratıyor.

Ekonomik ve politik analizler yapan Eurasia Group 2014 yılında dünyayı bekleyen en büyük 10 riski belirlemiş.

Maalesef Türkiye dünyanın en büyük onuncu riski olmuş.

Bu, Türkiye’nin yabancı yatırımcıların gözünde “cennet” sayılma cazibesini kaybedeceği anlamına geliyor.

Eurasia’ya göre Başbakan Erdoğan’ın saldırgan Suriye politikası ve PKK’nın yeniden silâha sarılma riski yabancılar için Türkiye’yi cazip olmaktan uzaklaştırıyor.

Ülkeyi risk faktörlerinin etki alanından soyutlamak, siyasetçiler için öncelikli görevdir.

Bu görevin hakkıyla yapılmaması büyük vebaldir.

Türkiye’nin küçülmeye fakirleşmeye ve dövüşerek bölünmeye tahammülü yok...

DİĞER YENİ YAZILAR