Tahran'daki İslam Konferansı Örgütü toplantısında Dışişleri Bakanı Gül'ü dinleyenleri görmek isterdim. Demokrasi fukarası ülkelerin dışişleri bakanlarını ve özellikle de Humeyni rejimini Türkiye'ye ihraç etmek için olmadık işler yapan mollaların renkten renge giren yüzlerini... Humeyni'nin İran'ı aslında en az Şah dönemi İran'ı kadar İslâmiyet aleyhtarı oldu. İşkence, azınlıklara zulüm ve düşünce özgürlüğüne baskı üstüne kurulu düzen değişmedi, sadece patronu değişti. Oysa ulusal devlet, anayasal hükümet, kuvvetler ayrılığı, din ve cinsiyet farkı gözetmeksizin eşitlik, İslâm hukukunun da uyması gereken değerlerdi. Çağdaş uygarlığın temeli olan insan hakları ve uluslararası hukuk kazanımlarından yararlanmak, Müslümanların da hakkı ve vazgeçilmez talebi olmalıydı. Bu talepler son zamanlarda İran'da da yükseliyor. Ve aydınlar, Irak tecrübesinin bu gerçeği reddeden despot rejimlerde tekrarlanacağını görerek Tahran yönetimini uyandırmaya çalışıyor.
Sarsıcı mesaj
Dışişleri Bakanı Gül'ün kısaca "kafayı değiştirin" mesajı içeren konuşması, zaman ve yer bakımından tam isabet oldu. İslâm ülkeleri yönetimlerine "saydamlığın ve hesap sorulabilirliğin hüküm süreceği, temel haklar ve özgürlüklerle kadın-erkek eşitliğinin üstün tutulacağı bir vizyon" öneren Abdullah Gül, cehaleti, yolsuzluğu, insan ve doğa kaynaklarını heba etmeyi sona erdirmekle işe başlanması gerektiğini söyledi. Evet, bölgemizdeki üye ülkelerin çoğu, petrol gelirlerini despotik iktidarlarını ayakta tutmak, halklarını ezmek ve birbirleriyle savaşmak yolunda israf ediyorlar. Baskıdan ve gelir eşitsizliğinin getirdiği adaletsizlikten doğan öfke dünyaya istikrarsızlık riskleri ve terör olarak yansıyor. Ortak bir demokrasi idealinden yoksunluk, Filistin gibi haklı davaların çözümünü geciktiriyor.
ABD ye selam
Gül'ün konuşması elbette İslâm coğrafyasına çöreklenmiş diktatörlükleri sallayacak değildir. Ama AKP'nin siyasal İslâmi kökten gelmiş bir parti olması, Türkiye'nin İKÖ'deki etkisini arttırmıştır. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün konuşmasında, Irak politikamız nedeniyle bozulan Türk-ABD ilişkilerini stratejik beklentiler temelinde yeniden inşa etmeye dönük akıllı ve cesur bir yaklaşım var. Washigton'dan gelen mesajlar açık: ABD yönetimi geçmişe dönük kızgınlıkları üstünden atmış, bölgenin yeniden yapılanmasında Türkiye'nin işbirliğine ne kadar güvenebileceği merakına yoğunlaşmıştır. Gül de İslâmı demokrasi ile uzlaştırmış tek örnek ülke olarak Türkiye'nin rolünü ve stratejik ortak olarak vazgeçilmezliğini göstermek yolunda Tahran fırsatını iyi kullanmıştır.
Tahran gösterisi
Tahran'daki İslam Konferansı Örgütü toplantısında Dışişleri Bakanı Gül'ü dinleyenleri görmek isterdim. Demokrasi fukarası ülkelerin dışişleri bakanlarını ve özellikle de Humeyni rejimini Türkiye'ye ihraç etmek için olmadık işler yapan mollaların renkten renge giren yüzlerini...
Haberin Devamı

