Dokuz ay önceki referandumun gizli amacını anlamayanlara Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç büyük bir hizmette bulundu.
Hâlâ uyuyanları uyandırdı.
İyi mi yaptı, kötü mü; o ayrı konu ama çok kimse “Asıl amaç yargıyı iktidarın kontrolüne sokmaktır” diyenlerin haklı çıktığını Arınç sayesinde görmüş, anlamış olmalıdır.
Yeni HSYK oluştuktan, Yargıtay ve Danıştay yeniden yapılandıktan sonra yargıda hızlanan olumsuzlukları bir hukukçu gibi izlemek, değerlendirmek kolay değildi.
O bağlantıları kurarak referandumla gerçekleşen anayasa değişikliklerinin ardındaki zaptetme niyetini yakalamak uzun bir zaman gerektirebilirdi.
Bülent Arınç’ın yüksek yargıdaki iki seçim ardından verdiği tepkiler sorunu halletti.
Büyük zaman kazandırdı.
Biliyorsunuz Arınç, Yargıtay Başkanlığı’na Nazım Kaynak seçilince “Benim güzel arkadaşım; çok mutlu oldum” dedi.
Danıştay için yapılan seçimi Hüseyin Karakullukçu’nun kazanmasından sonra daha büyük bir coşkuya kapılarak “Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor” dedi.
Arınç’ın sevinci çözdü
Arınç bir siyasetçidir ve bu sevinci Yargıtay ve Danıştay başkanlıkları için yapılan seçimlere gölge düşürmüştür.
Bu seçimi yapan iki kuruma dönük güven duygusu haliyle zarar görecektir.
Yeni getirilen hâkim ve savcıların iktidar yanlısı bir takım olduğu yolundaki iddialar bundan dolayı daha çok akılları karıştıracaktır.
Peki güvenceli yüksek sorumluluklar kişiye bağımsızlık kazandırmaz mı?
Kişi, kendisini o makama getiren iradeye sürgit boyun eğmek yerine vicdanının sesine uyup özgür olmayı seçmez mi?
Aslına bakarsanız bu şansa en çok yüksek yargı mensupları sahiptir.
Ama yeni yapısı ile HSYK maalesef bu şansın önünü kapatıyor.
İktidarın hoşuna gitmeyen hâkim ve savcıların HSYK tarafından nasıl savrulduğunu bundan etkilenen bazı hâkim ve savcıların da iktidarın gözüne girmek için neler yaptıklarını görüyoruz.
Halk bunları kısa zamanda fark edemezdi. 12 Eylül referandumundan iktidar kontrolünde bir yargı çıktığını görmek için daha çok beklerdi. Arınç’ın sevinci meseleyi halletmiştir.
Batı’nın korkusu da bu
Tarihi önem taşıyan bir seçime gidiyoruz Arınç’ın verdiği açık işe yarayacak mı?
Çeşit çeşit seçmen var.
Kiminin uykusu derin, kimininki hafif.
Korkarım ki algılama yeteneği olanlar bile uyanmakta geç kalmışlardır.
Hepsi ayağa kalksa bile nafile; derin uykudakileri uyandırmaya ve durumu onlara anlatmaya zaman kalmadı.
Batının en etkili medya kuruluşları yarınki seçim için aynı endişeyi paylaşıyor ve aynı çareyi telkin ediyorlar. New York Times, The Economist, The Observer, Financial Times, Wall Street Journal, hepsi...
12 Eylül referandumu ile yaratılan yeni yargı düzeni ortada iken, bu facianın mucidinden nasıl demokratik ve çağdaş bir anayasa yapması beklenebilir?
Uluslararası medyanın yansıttığı global toplum işte bu sebeple tehlike çanlarını çalıyor.
Abartılı bir seçim zaferinin Tayyip Erdoğan’ı diktatör yapacağını, bunu önlemenin ancak CHP muhalefetini güçlendirmekle mümkün olacağını anlatmaya çalışıyor.
Gecikmiş teşhisler ve uyarılar halkın oyunu ne ölçüde etkileyecek ve değiştirecektir?
Yarın akşam göreceğimiz bir sonuç için tahmin yürütmenin yararı yok.
Ama dualar serbest.
Ve buna çok ihtiyacımız var..
Tahmin gereksiz ama dua serbest
Haberin Devamı

