Amerika, Felluce'deki direnişi, Bush'un şöhretine lâyık bir acımasızlıkla kırıyor.
Direnişçi, sivil, çocuk, kadın demeden binlerce insan öldürüldü veya hayat boyu taşıyacakları sakatlıklar bırakacak şekilde yaralandı. Dünya bu vahşeti, utancını hiçbir zaman atamayacağı bir sessizlik içinde izliyor.
Çünkü bu adaletsiz savaşı "Bizimle birlikte değilseniz bize karşısınızdır" diyen Bush'un Amerikası yapıyor.
Korku ve egoizmin yarattığı utandırıcı sessizliği önceki gün Başbakan Erdoğan bozdu. Irak'ta yaşananların bayramımızı gölgelediğini söyledi ve şöyle dedi:
"Dünyadaki egemen güçlerin egemenliği acımasız bir şekilde uygulamasını sürdürürken bunlar karşısında güçbirliği yapması gerekenler, başta Müslümanlar olmak üzere bundan çok uzak şekilde hâlâ birbirleriyle uğraşmaya devam ediyorlar.."
Konuşmasındaki şu cümle de tartışma yaratacaktır: "Yüzlerce insanın şehit olduğunu görüyoruz.."
Bu sözler, Felluce'de direnirken ölenleri terörist değil şehit sayarak meşru bir savaşın askerleri kabul ediyor. Yabancı bir gücün işgaline karşı toprağını korumak için canını feda edenlere başka ne denir?
Washington'un bu uyarı ve değerlendirme karşısında nasıl bir tepki vereceğini merak ediyoruz. Irak bataklığında bunalan Bush yönetiminin "Safınızı açıkça belli edin" diye öfkeli bir karşılıkta bulunması sürpriz sayılmaz.
Ama şu olasılık da vardır: Müslüman dünyaya örnek gösterilen Türkiye haysiyetli bir çıkış yaparak farklılığını kanıtlamıştır. Asıl, adalet isteyen dost, işbirliği yapmaya lâyık bir müttefiktir.
Amerika mükemmel olmadığını anlamalıdır artık. Onu Irak batağına, tarihindeki en büyük istihbarat yanlışı sürüklemiştir.
Kurtulabilirse onu bu bataktan, aynı değerleri paylaşan, saptığı zaman dürüstçe uyaran dostlarının yardımı kurtaracaktır.
Washington bu hakikati nihayet görebilirse asıl sürpriz bu olur.
Siyasi Etik Yasası
Siyasetçilik bir sınıf mensubiyeti değildir. İnsanlar, hizmet etmek ve topluma örnek birer yaşam ve kişilik sunmak için siyasete girerler.
Çıkacakları zamanı da kendileri fark eder ve kimseye yük olmadan köşelerine çekilirler.
Bize bu kültür daha gelmedi. Bazı istisnalar hariç geleceği de yok gibi.
Bizimkiler adetâ "oligarşi" çağrışımı yapacak biçimde bir meslek dayanışması sürdürüyorlar. Gidenlere fakir devletin olanaklan, Batı'da benzeri görülmemiş ölçülerde sunuluyor. İktidarlar bu konuda çok cömert, çünkü bugün veriyorlar ki, ileride kendileri için de istesinler.
Eski meclis başkanlarına araç ve bol keseden koruma tahsis ediliyor. Benzin paraları da devletten. Eski başkanlardan Ömer İzgi bir yılda 150 bin kilometre yapmış. Katrilyon liradan aşağı suiistimallere yolsuzluk bile denmeyen bir iklimde bu da suç mu denebilir.
Ama bir yerden başlamak lâzım ve o başlangıcı da örnek alınan kişilikleri ile siyasetçiler yapmalı. Bu fakir hovardalığına son verilmeli.
Dokunulmazlıklarına dokundurmayan milletvekillerimiz, acaba bir başlangıç olarak Siyasi Etik Yasası'nı bu yasama döneminde çıkarma faziletini gösterirler mi?
Sürpriz olur mu?
Amerika, Felluce'deki direnişi, Bush'un şöhretine lâyık bir acımasızlıkla kırıyor
Haberin Devamı

