Bülent Arınç sade bir iktidar milletvekili sıfatıyla dahi ne zaman ağzını açsa olay olurdu.
Parti mecbur kaldığında mayınlı alanlara onunla girer açıkça hedef almakta sakınca gördüğü hedeflere onun ağzından “ateş” ederdi.
Başbakan Yardımcısı
koltuğuna getirilmesi etkinliği, artık Arınç’tan siyaset ve imaj oluşturma gayesiyle de yararlanılacağını gösteriyor.
Arınç hükümete girişini “Milli Görüş” çizgisine dönüşün işareti sayan yorumlara dün NTV’ye verdiği mülâkatta itiraz etti.
O partilerde siyaset yaptığını ancak bugün “muhafazakâr demokrat kimliğe sahip” olduğunu söyledi.
Özetlersek, Bülent Arınç ne olmadığını ortaya koymuştur.
Artık Milli Görüşçü değildir.
Peki nedir? “Muhafazakâr demokrat” olmuş...
Bir deyimin kimlik ifade etmesi için onun tarif edilmesi gerekir. Yapacağı ilk söyleşide “muhafazakâr demokratlık nedir?” sorusunu açıklayacak olursa hem kendine hem partiye aydınlık ve açıklık getirir.
Başarısız sınav...
Bu deyimi Tayyip Erdoğan ilk kez 2003 yılında kullandı.
İdeolojik çekiciliğe sahip bu deyim sadece partiye prestij kazandırmadı, içerdiği hayal ile dış dünyadan da destekler getirdi.
Fakat küresel ekonomideki genişleme döneminin sağladığı yabancı sermaye girişi ile yaşanan nispi ferahlama ötesinde “muhafazakâr demokrasi”ye içerik kazandıracak icraat görülmedi. Peki ne görüldü?
Eleştiriye tahammülü olmayan, medya ile devamlı çatışan asabi bir Başbakan;
Her yan bakanın ocağını söndüren bir polis devleti tatbikatı;
Ve eski dönemlere fark yaratmayan rüşvet, yolsuzluk rant yağması haydutlukları...
Yaşadığımız altı yılın icraatları asla “muhafazakâr demokrasi” başlığı altında toplanamaz. Muhafazakârlık din istismarına dayalı oy avcılığının maskesi olmaktan ileri gidememiştir.
O alanda sağlanan kazanımları da tek başına Deniz Feneri dolandırıcılığındaki suç üstü hali fazlasıyla geri ödetmiştir.
Hukukun üstünlüğü hem muhafazakârlığın, hem demokrasinin vazgeçilmezidir.
İktidar geldiği günden beri bağımsız yargıyı egemenliği altına almaya savaşıyor.
29 Mart’ta maçın ikinci devresi başladı. Bülent Arınç şimdi, kötü giden maçın kaderini değiştirmek için ikinci yarıda oyuna sokulan sürpriz golcü rolünü üstlenecektir.
Başarması mümkün mü bilemeyiz. Ama denemeye değer. Sahipsiz kalan siyasi ahlâkı savunan bir ağabey halka sempatik gelebilir çünkü.
Fakat Arınç başarılı olmak istiyorsa muhafazakâr demokratlık nedir, ona çağdaş ve ilkeli bir tarifi mutlaka getirmelidir.
Aksi halde kendisi ile ilgili beklentiler, hayal kurma eyleminden fazla bir şey olmayacaktır!
BİR YANLIŞTAN BAŞKA YANLIŞA
Mardin’deki katliam, yeni bir yanlış kararın sebebi olmamalı.
Öyle bir tehlike seziliyor.
Olay, koruculuk sisteminin cehaletle kol kola ürettiği bir vahşettir. Bu doğru. Ama çaresi 70 bini bulan korucuları ellerindeki silâhları geri alarak hemen kapı önüne bırakmak mı?
Başbakan Yardımcısı Arınç dün korucuların tasfiye edilmesinin düşünüldüğünü söyledi. Diğer Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek daha temkinli konuştu. Sistemin gözden geçirileceğini belirterek “Bütün korucular toptan suçlanmamalı. Tepkisel karar vermemek gerekiyor” dedi.
Doğrudur. Her yeri ıslatıyorlar diye itfaiyeden, çok gürültü yapıyorlar diye ambulanstan vazgeçmiyoruz.
Korucuları kovduktan sonra oluşacak güvenlik boşluğu neyle dolacak iyi düşünülmeli!
Sürpriz golcü Arınç mı?
Haberin Devamı

