Süreç yanlış mı kurgulandı?

Haberin Devamı

Önem derecesi yüksek iki soruna birlikte çözüm aramak yönetenler için talihsizliktir.

Çünkü böyle durumlar daima yüksek risk taşır.

Düşünün; gündemde yeni anayasa yazımı var ve aynı insanlar bir yandan da teröre son verecek şartları konuşuyor.

İktidar “hangisinin öncelik derecesi daha yüksek” diyen bir çözüm yöntemiyle yürümüyor.

Sanki mecbur kalacağı ödünlerin deposu olarak kullanacak yeni anayasayı.

Gidişten kaygı duyan bir kesim var.

Onların korkularına dün eski CHP milletvekili, emekli büyükelçi Onur Öymen internet ortamında hak veriyordu.

“Hiç kimsenin kaynağını anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamayacağını” söyleyen Anayasa hükmünü hatırlatarak partilerin bu yetkisizliği tartışmayı ihmal ettiğini belirtiyordu:

Öymen alârm veriyor

“Anayasa değişikliği adı altında bir rejim değişikliğinin eli kulağındadır!”

İktidar partisinin getirdiği anayasa önerileri -AKP’dekiler de dâhil- milliyetçi çevrelerde tepki doğurmuştur.

Eski Milli Eğitim Bakanı, iktidar yanlısı Sabah Gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel’in bir TV programında söyledikleri uyarıcıdır:

“Eğer Anayasa’dan Türk ve Türk Milleti kelimeleri tamamen çıkarılırsa, artık bu anayasa benim anayasam değil, bu coğrafya da benim vatanım değil. Çeker giderim!”

Anayasanın toplumsal mutabakat değerini taşımak zorunda olduğu hiç unutulmamalı.

Ama hava, böyle bir hassasiyetin varlığını hissettirmiyor.

İmralı ile Kandil arasında gidip gelen mektuplar da bir ilerlemeyi işaret etmiyor. Terör örgütünün adamları silâhlarını bırakmak istemiyor.

Silâhlı diplomasi

Çünkü dayandıkları güç şiddettir korku salmaktır.

Aralarında düştükleri görüş ayrılıkları, pazarlık yaptıkları devlet tarafını daha fazla taviz vermeye zorlayacak sebepleri üretme oyunu da olabilir.

Terör örgütünün Kandil’deki başı Başbakan’ın “silâhsız çekilin” çağrısını “atın önüne araba koymak” benzetmesi yaparak karşıladı. Yani reddetti.

Başbakan’dan çekilirken saldırı olmayacağı garantisi isteyeceklerini belirterek “garanti verilene kadar sınır dışına çekilmeyeceklerini” öne sürdü.

Çözüm süreci hassas bir zemindir. Kamuoyunun çözüme inandırılması gerekir.

Sürece halkın bakışı dengede giriyordu.

Ama örgütün silâhları bırakma konusundaki isteksizliği, desteği aşağı çekmeye başlamıştır.

Silâhlı, dişli müzakereciler her zaman kazandırmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR