Şüpheli iyilik

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Gül Silâhlı Kuvvetler’le arasında tehlike yaratabilecek bir sorunu ustaca halletti.

İrticai faaliyete karıştıkları gerekçesiyle ordudan atılan askeri personelle ilgili Yüksek Askeri Şura kararını hemen onayladı!

Oysa bu tür bir karara muhalefet şerhi koyan ilk Başbakan, 2002 Aralık’ındaki görevi sırasında kendisiydi. Cumhurbaşkanı olarak “tutumunu ya değiştirmezse?” diye korkuluyordu.

Çünkü Başbakan koltuğunu devrettiği Tayyip Erdoğan “Bu kararlar yargı denetimine açık olsun” itirazı ile YAŞ kararlarına sonuncusu da dahil sürekli muhalefet şerhi koyuyor.

Abdullah Gül, korkulanı değil doğru olanı yaptı.

Ama tavrı, AKP iktidarının tutumunda bir değişiklik yaratmadığından ötürü kafaları karıştırmıştır.

Eğer yeni görevi ona farklı bir sorumluluk anlayışı kazandırmışsa, değişiminin haklılığını bir kaç ay önce içinden çıktığı partinin önderlerine anlatabilir ve onları ikna edebilirdi.

Şimdi ne düşeneceğiz?

Cumhurbaşkanı ile siyasi iktidarın YAŞ konusunda ters düştüklerini mi, yoksa Silâhlı Kuvvetler’le bir sürtüşmeye meydan vermemek için Gül ile Erdoğan’ın takıye yaptıklarını mı kabul edeceğiz?

AKP’nin kurucusu, ilk Başbakanı ve dört yıllık Dışişleri Bakanı Cumhurbaşkanı seçildikten sonra AKP’nin takıntılarından biri hakkında görüş değiştirmişse bunun partiyi etkilemesi gerekirdi.

İkisi de aynı siyasi kökten geliyor. Birinin doğrusu öteki için yanlış olamaz.

Acaba kurgulanmış bir oyun mu oynanmıştır?

“Cumhurbaşkanı TSK ile tatsızlık olmasın diye onayı versin ama Başbakan da muhalefet şerhi koymaktan vazgeçmesin ki parti din istismarından yararlanmaya devam edebilsin!”

Oyunun bu hesapla düzenlendiği pek fena sırıtıyor.

Ve bu şüphe de Cumhurbaşkanı Gül’ün doğru tercihinin değerini düşürüyor!

*****

Devlet çarkı böyle çürüyor

Çarpık vefa duygusu siyasetin hastalıklarından biri...

Perşembe günü VATAN’da çıktı: Son seçimde AKP’den milletvekili adayı olup da seçilememiş bürokratlar daha yüksek mevkilere terfi ettirilmişler!

Devlet çarkındaki çürüme işte bu tür adaletsizliklerle başlıyor.

Seçimde iktidar partisinin formasını giyip kaybettiği için hiç bir bürokrat kapının önüne konulmasın ama ödül de almasın.

Bu hassasiyet gösterilmezse yapılan, liyakat sahibi bürokratlara haksızlık olur.

Kurnaz bürokratlar aday olmayı, milletvekili seçilemeseler bile kariyer yatırımı gibi görmeye başlarlar. Sonra ne mi olur?

İktidar partisi gerçeği görene kadar bürokrasinin üst katları maceracılar ve cingözler tarafından doldurulur.

Partizan memur bir iktidarın şansı değil kamburudur!

DİĞER YENİ YAZILAR