Abdüllatif Şener’i siyasetten kaçıran sebepleri okumak kimini şüpheye düşürecek kimine ilham verecektir.
Sapıtmış ve kirlenmiş bir siyaset düzeni ve onun kadroları, özgür, güvenli ve müreffeh bir geleceğin alt yapısı olan “doğru anayasa”yı yapabilir mi?
Bu şüphedir.
Önceki hükümetin Başbakan Yardımcısı Şener’in VATAN’a verdiği mülâkattan çıkan mesaj, bunun mümkün olmadığını söylüyor.
“İlham nedir?” derseniz, şu:
Anayasa hazırlığına girişmeden önce bu siyaset düzenini ve kadrolarını değiştirmek, yenilemek...
Abdüllâtif Şener, çıkar çatışmasının tasfiye ettiği bir siyasetçi değildir. AKP’nin lider kadrosu arasındaki güçlü yerini, düzeltemediği ve içine sindiremediği bir düzenin parçası olmaya devam etmemek için terk etmiş biridir.
O bakımdan sözleri AKP açısından “dost uyarıları” olarak değerlendirilmeyi hak ediyor.
Şener “Geleneksel siyaset Türkiye’nin başına belâdır” demiş ve üç sebep göstermiş:
Birincisi kendini öven, rakipleri yerin dibine batıran, toplumda kin ve nefret fayları yaratan söylem geleneği. Şener, Başbakan Erdoğan’ı da bu eleştiriden muaf tutmuyor.
İkincisi dürüstlük boşluğu...
“Siyaseti gayrımeşru zenginleşme aracı olarak görmek ahlâksızlıktır” diyor. Üçüncüsü de yükselmekte dürüstlük yerine başka kriterlerin etkili olması...
Partinin içinden namuslu bir adam toplumsal uyarı sistemini harekete geçirmek için ancak bu kadarını söyleyebilirdi. Şimdi...
Sorumluluğunu bilen bir toplum varsa bu mesajı alıp parlamentosunu kontrol eden lider sultasını, anayasadan önce partiler ve seçim kanunlarını değiştirmeye ikna etmelidir.
Mevcut yapıya anayasa teslim etmek, tehlikeli bir geleceğe davetiye çıkarmaktır çünkü!
Olmadı!
Amerikalı gazeteci “Atatürk’ün hayran olduğunuz ya da eleştirdiğiniz bir yanı var mı?” diye soruyor.
Başbakanın cevabı:
“Atatürk kendi döneminin bir ürünüydü. Şu anda sahip olduğumuz Türkiye, o dönemdeki temellerinin üzerine bina edildi!”
Bu ruhsuz ve kibirli cevap Atatürk’e minnet ve saygı duyan milyonlarca insanı rencide edecektir.
Atatürk yalnız döneminin ürünü değil, bağımsızlık ve çağdaşlaşma ideali var oldukça yaşayacak bir kahramanlık ve önderlik sembolüdür.
Wall Street Journal yazarı bile “Erdoğan’ın bu yanıtı laik Türkleri hiç de tatmin etmeyecek” diye yazmış..
Vicdan ve izan taşıyan hiç bir Türkü tatmin etmeyecektir bu cevap.
Atatürk önderliğindeki Türk devriminin 20’nci yüzyılın en büyük ve en kahramanca eylemlerinden biri olduğunu dünya zaten biliyor. Onu övmek ve onunla övünmek, daha çok Başbakan’ı yüceltirdi.
Tayyip Erdoğan orada gördüğü itibarı neye ve kime borçlu olduğunu unutacak kadar uçtuysa...
Allah yardımcısı olsun!
Şüphe ve İlham
Haberin Devamı

