Bundan iki yıl önce birisi “Türkiye yakında korkular ve hayaletler ülkesi haline gelecek” dese inanmazdım.
Çünkü demokrasi kör topal da yürüse hukuk devleti böyle bir girdaba girmez.
Devletin bir kurumu hasta olduğunda öbürleri denetler, düzeltir, kaosu önler ve halkın korkusuz yaşama hakkını ayağa kaldırır.
Bizde bu sigorta çalışmadı.
Ülkede aylardan beri toplum yararına bir işe düşünce oluşturmak anlamında bile zaman ve emek verilemiyor. Varsa yoksa karanlık senaryolar, komplo teorileri, ceza yerine kullanılan tutuklamalar...
Herkesin herkesten şüphe ettiği bir ortam...
Ülke sanki fitne ve kuruntu üreten bir iblisler takımının egemenliği altına girmiştir.
Senaryoya bağlı olaylar öylesine hızla akıyor ki yetişemiyoruz.
Topluma verilmek istenen his şudur:
Korkmalısınız. Çünkü güvence bildiğiniz kurumlar o kadar bozuldu ki hepimiz tehlikedeyiz!..
Kötü haber üretimi
Kamuoyu iki günden beri Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast hazırlığı haberleriyle çalkalanıyor.
Gece yarısı Arınç’ın evinin bulunduğu semtte ihbar üzerine durdurulan iki otomobilden biri albay, biri binbaşı iki subay çıkmış, savcı üstlerini aratırken biri elindeki kâğıdı çiğneyerek yutmak istemiş.
Kâğıt binbaşının elinden alındığında görülmüş ki bu, Bülent Arınç’ın ev adresinin yazılı olduğu bir nottur.
Tabii subayların Özel Kuvvetler’de görevli olduklarının anlaşılması da, haklı olarak durumun önemini artıran bir sebep sayılmış...
Peki sonra ne olmuş?
Adliyeye götürülen iki subay, kendilerini sorgulayan savcı tarafından serbest bırakılmışlar.
Halkı bunaltacak kadar, hatta kalbi zayıf olanları kalpten öldürecek kadar çok kötü haber peş peşe gündeme üşüşüyor.
Korku malzemesi olarak kullanılan bu darbe ve suikast senaryolarının sadece iddia düzeyinde ve kâğıt üstünde kalmasını teselli sayarak susup oturmalı mıyız?
Meydan boş kalmasın
“Allah beterinden korusun” deyip sabır gösteremeyiz.
Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un sorumluluğu TSK’nın psikolojik savaş hedefi yapıldığını teşhis edip bunu ilân etmekle bitmiyor.
Ordunun en güvenilir kurum kimliğini sürdürmesi, özgür ve korkusuz yaşama hakkımızın şartıdır.
Özel Kuvvetler’den iki yüksek rütbeli subayın Başbakan Yardımcısı’nın oturduğu mahallede adresi yazılı bir kâğıtla gece yarısı dolaşmalarının anlamı ve amacı nedir; bunu bilmek ihtiyacındayız.
Genelkurmay’ın haftalık basın brifingi cuma günleridir diye bu sorunun cevabını üç gün bekleyemeyiz. Bu hassasiyeti bizden önce asker hissetmeli, psikolojik savaştaki düşmanına meydanı üç gün boş bırakmamak için toplumu aydınlatmalıdır.
Kimse “Bu saçma suçlamaları artık millet önemsemiyor, TSK da ciddiye almamaya karar verdi” demesin.
İftiralara alışmaktan daha kötü bir alışkanlık olamaz çünkü!
Şüphe beklemez
Haberin Devamı

