Suçlu kim?

Pek az olay kamuoyunu Orhan Pamuk kadar bölmüştür. AB'ye üyelik uğruna iftiraları bile kabullenmeye bizi mahkûm gören uçtan, ifade özgürlüğü tanımayanların yığınak yaptığı öteki uca kadar gök kuşağı sayısını aşan renkler var arada

Haberin Devamı

Pek az olay kamuoyunu Orhan Pamuk kadar bölmüştür.

AB'ye üyelik uğruna iftiraları bile kabullenmeye bizi mahkûm gören uçtan, ifade özgürlüğü tanımayanların yığınak yaptığı öteki uca kadar gök kuşağı sayısını aşan renkler var arada.

Meselâ büyük bir çoğunluk "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve l milyon Ermeni öldürüldü" diyen Pamuk'un iftira suçu işlediğini, ifade özgürlüğünün iftira atma hakkını içermediğini düşünüyor.

Bu büyük çoğunluk yaptırım işletme yönteminde ortadan ikiye bölünüyor.

Bir kısmı "Mahkeme cezasını versin. AB şantajına boyun eğilmesin" derken diğer kesim "ifade özgürlüğünü kitap satmak amacıyla kötüye kullanan Orhan Pamuk"u kitaplarını almamak ve okumamak suretiyle halkın cezalandırmasını savunuyor.

Miyop ve sağır

Ayrı bir tasnifin ezici bir çoğunluğu var ki onlar, Pamuk'a ecel teri döktüren utanç verici şiddet tezahürlerine, ayrıca bu ilkelliğe meydanı boş bırakan otorite zaafına esef ediyorlar.

Başbakan dün, adliye önündeki şiddet gösterilerine fırsat yaratan güvenlik boşluğunun sorumlularını belirlemesini İçişleri Bakanı'ndan istediğini söyledi.

Zahmete gerek yok; aynaya baksın suçluyu hemen bulur!

Bu davanın siren sesleri haftalar önce duyuldu.

AB hassasiyetini belirtti.

"Düşünce özgürlüğü noktasında bu işin mağduru olarak dünkü kanaatim neyse bugün de onu söylüyorum" dediğine göre Pamuk'un mahkemeye verilmesine Başbakan razı değildir.

Üç büyük ihmal

Hazır Zülfü Livaneli'nin TCK 301'inci madde ile ilgili değişiklik önerisi var. Bu öneri iktidar kanadında da kabul gördü; niye meclisten geçirmediniz?

Buna zaman yoktu diyelim; yasa davayı Adalet Bakanı'nın iznine bağlıyor. Yarın Bakanlar Kurulu'nda oluşturacağınızı söylediğiniz karan Perşembe günü alabilirdiniz, niye yan çizdiniz?

Hepsi bir yana "Bu dava Türkiye muhaliflerine koz vermesin. Mahkemede ve sonrasında bizi zora sokacak ayıplara meydan bırakmayalım" demek, İçişleri Bakanı'nı baştan uyarmak Başbakan'ın aklına gelmedi mi?

Başbakanımızın, suya gönderdiği oğlunu testiyi kırmadan önce döven Nasrettin Hoca'dan daha az zeki olduğunu düşünmüyoruz.

İki tarafın da oyunu kaybetmemek için "ne şiş yansın, ne kebap" siyasetine batıp kimliğini kaybetmeye başladığını görüyoruz!

DİĞER YENİ YAZILAR