Firari suçlular içerde olsun yabancı ülkelerde olsun birer birer yakalanıyor.
Çakıcı Avusturya'dan getirildi, tahliye edildikten sonra kayıplara karışan Sedat Peker teslim oldu, uzun süredir aranan katliam mahkûmu Halûk Kırcı da Ukrayna'da yakalandı.
1978 yılında Ankara Bahçelievler'de yedi TİP'li öğrencinin katli olayından idam cezasına çarptırılan Kırcı, Susurluk davasında da hüküm giymişti.
Kırcı devletin bir yandan ararken bir yandan da istihbarat çalışmalarında kullandığı öne sürülen bir suçlu idi.
Firari suçluların yakalanması toplumu mutlu ediyor. Biz hafızası zayıf bir milletiz. "Yakalandı" haberini duyduğumuz zaman "Nasıl kaçtılar? Kaçmalarına kimler yardım etti?" sorularına mutlaka cevap bulmak mecburiyetinde olduğumuzu unuturuz. O yüzden de bu kaçma, kovalama, yakalama hikâyelerinin sonu gelmez.
Firarlarda suçu olanların takip edilmemesi, sağladıkları menfaatlerin bu kişilerin yanına kâr kalmasına, bürokrasinin kirlenmesine ve adalet duygusunun zedelenmesine sebep olur.
Halûk Kırcı'nın yakalanması, bu tahribatın onarılmasına yardım edecek mi?
İdamdan nereye?
Kaçak mahkûmun avukatı Hüseyin Ayan dün şu açıklamayı yaptı:
"Müvekkilim infaz indirimi ile ilgili yasal değişikliğin yürürlüğe girmesini bekliyordu. Zaten teslim olacaktı. Çok önemli değil. Yalnızca 3 yıl yatacak."
Af yasaları ile delik deşik edilen adalet, üstünde "af" yazmayan yasalarla da sürekli tahrip ediliyor.
İdam cezasını kaldıran 2002 tarihli 4771 sayılı yasa, idam cezalarını "ağırlaştırılmış müebbet hapis" cezasına çevirmiş, cezaevinde yatma süresini de 30 yıl olarak belirlemişti.
Son çıkan "Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun" iki indirim daha getirdi. 30 yıl 25 yıla düşürüldü, üstüne üstlük her ay için 6 gün indirim yapıldı.
Böylelikle katliam suçundan idama hüküm giyenler bile 19,5 yıl yatıp çıkacak hale getirildiler.
Horlanan namus..
Şimdiye kadar 16,5 yıl yattığı için bu hesapla Kırcı 3 yıl sonra tahliye edilecek.
Yaptığı uzun telefon konuşması Kırcı'nın yerini belli etti ve yakalanmasını sağladı.
İnsan ister istemez düşünüyor: Acaba güvenli ve bedava bir yolculuğu garanti etmek için mi kendini ele verdi?
Öyle ya o da Çakıcı gibi adeta devlet töreni (!) ile yurda getirilecek.
Anayasa değişikliği ile aleni afların kapısı kapanmıştı sözde. Ama meclis bu engeli hilelerle aşmaya devam ediyor.
Bu sorumsuzluk ve cehalet yüzünden Türkiye suçlular cenneti oldu.
Suçluların cenneti olan bir yer namuslu insanların cehennemidir.
Seçtiğimiz insanlar bu gerçeği ne zaman görecek?
Toplum vicdanında açılan yaranın iyileşmesi için, "adalet mülkün temelidir" özdeyişinin hayata geçmesi için, bu millet AB sopasının kafamıza inmesi mi bekleyecek?
Suçlu cenneti
Firari suçlular içerde olsun yabancı ülkelerde olsun birer birer yakalanıyor
Haberin Devamı

