Suçlu ama...

Haberin Devamı

Anayasa Mahkemesi’nden yapılan açıklamayı bütün Türkiye yüreği ağzında izledi.

Öyle sanıyorum ki yüksek mahkeme halkın büyük çoğunluğunun gerçekleşmesini dilediği kararı vermiştir.

Yani AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiğine dair Başsavcılık iddiasını yerinde bulmuş, ancak Başkan Haşim Kılıç’ın deyimi ile “7 sayısını tutturamamaktan ötürü” kapatma kararı çıkamamıştır!

Mahkemenin 11 üyesinden sadece biri, kapatılma talebinin reddi yolunda oy vermiştir.

Diğer 10 üye, laikliğe aykırılık durumunu onaylamış, ancak yaptırım konusunda ayrışmıştır.

Akılcı karar

Altı üye AKP’nin kapatılması ve Başbakan dahil 61 parti üyesinin yasaklanması gerektiğini, öteki dört üye ise suçun bu ağırlıkta bir ceza için gerekli yoğunluğu taşımadığını savunarak Hazine yardımının kesilmesi ile yetinilmesini savunmuştur.

Ama sonuçta 1’e karşı 10 oyla deyim yerindeyse AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma suçundan hüküm giymiştir!

Bundan daha akılcı, Türkiye’yi siyasal, ekonomik ve sosyal çalkantılara sürüklenmekten koruyucu bir karar çıkamazdı.

Yüksek mahkeme Türkiye’de laikliğe yönelik tehlikeyi ve iktidar partisinin bu meseledeki sorumluluğunu tespit etmiş, pişmanlık yoluyla kendini düzeltmesine fırsat tanımıştır.

Nitekim Başkan Kılıç açıklamasında ciddi bir ihtar kararı çıktığını belirterek “İlgili partinin kararın içerdiği mesajı alacağını umuyorum” demiştir.

Bu karar, rejimin kendini savunma gücüne Anayasa Mahkemesi’nin beslediği güveni de yansıtıyor.

Yeni dönemin getireceği sorumluluk, din sömürüsü içeren adımlardan AKP’yi normal olarak uzak tutacaktır.

Bu beklenti gerçekleşmediği takdirde ikinci kez Anayasa Mahkemesi önüne gelecek olan AKP, laiklikten sabıkalı bir parti muamelesi görecektir.

Kimse kapatma kararı çıkmamasını laikliğin yenilgisi olarak algılamamalıdır. Karar, yargının laik cumhuriyeti en iyi şekilde koruyacağı konusunda millete ve tüm kurumlara verdiği güvence olarak değerlendirilmelidir.

AKP yöneticileri herhalde bu kararın kendilerine sunduğu fırsatın yüceliğini takdir edeceklerdir.

Türkiye’de siyaset sadistleri yok. Kimse partiler kapatılsın istemiyor. Tek istenen, laik-demokratik cumhuriyet güven altında olsun.

Dinle oynanmamalı

Tayyip Erdoğan artık kendisine oy vermeyen vatandaşlara da bunun güvenini vermek borcu altında olduğunu bilerek siyaset yapmalıdır.

“Durmak yok, yola devam” gibi “Beş yıl sabrettim” gibi imalı, şifreli sözlerden sakınmalı, açık olmalı, kucaklayıcı olmalı ve devlet adamı kimliğini benimseyip dinle oynamamalıdır.

Yargının kararını kabullenmek hepimizin borcu. Yargı sürecinde hepimiz ama asıl Başbakan ve arkadaşları çok sıkıntı çektiler.

Dileriz iktidar bu sıkıntıları tekrar yaşamamak için iddianamede yazılı günahları tekrarlamamayı benimser, yoksa mahkemeyi değiştirmeye, ele geçirmeye kalkışmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR