Sözünü bilmek

Danıştay, dışarıda da olsa türban takan bir öğretmenin anaokuluna müdür olmasını doğru bulmadı.

Haberin Devamı

Danıştay, dışarıda da olsa türban takan bir öğretmenin anaokuluna müdür olmasını doğru bulmadı.

Vay sen misin; iktidar kanadından bir anda tehdit kokan tepkiler, meydan okuyan eleştiri salvoları yükseldi.

Sebebi belli: Türban ve imam hatip hamleleri üç yıldır devamlı püskürtülüyor. İktidar partisi, tabanından gelen baskılardan bunalmaya başlamıştır.

Siyasal İslamcı bir grup düşünür iktidarı sapma içinde ve başarısız görüyor. Bu değerlendirmenin yarattığı tedirginlik Danıştay'ın türban kararına gösterilen tepkileri aşınlığa itmiştir.

Başbakan, "Öğretmenin dışarda da başı açık olacak" anlamı çıkardığı karar hakkında kabul edilemez şeyler söyledi:

"Türkiye yol geçen hanı değildir. Biz bu ülkede gerginlikler olmasın diye sabrediyoruz. Bu ülkede böyle bir zemini hazırlama gayreti içerisine girmesinler."

Partinin ikinci adamı Abdullah Gül de Başbakan'ın tehditkâr sözlerini netleştiren ifadeler kullanmıştır. Neymiş; karar "yanlış ve tehlikeli" imiş!

Yapılmak istenen "sabrımızı taşırmayın" ihtarını vermektir!

"Sabrediyoruz" ne demek?

Yargı kararlarına saygı göstermek lütuf ve özveri değil sorumluluktur. Mahkeme kararlan eleştirilebilir ama bunun adabı var. Danıştay 2. Dairesi'nin karan bir son değildir. Dava itirazlar nedeniyle üst mahkemelerde sürecektir. Tehdit kokan tepkiler, üst mahkemelere saygısızca baskı olmayacak mı?

"Sabrediyoruz" diyen Başbakan, böyle giderse AKP'nin ayağını frenden çekebileceğini mi söylemek istiyor?

Üç yıldan beri üniversite kapılan ve cuma sonrası cami önleri sükûnet buldu. Eski günlerin geri dönmesi, AKP'yi zan altında bırakmayacak mı?

Liderler sarfettikleri her sözü tartarak söylemek zorunda!

Kaş yaparken göz çıkarmak
Atalarımızı Ermeni katliamı töhmetinden kurtaracak her çaba övgüyü hak ediyor.

Yaygın bir sivil katilimin oluşturduğu "Büyük Proje 2006" Ermeni soykırımı yalanına karşı bilimsel toplantılarla beraber Berlin'de büyük bir mitingi de kapsıyor.

Organizasyon komitesi, Avrupa'daki Türkleri 18 Mart'ta bayraklarıyla birlikte Berlin'e bekliyor. İftiraya karşı dünyayı uyandırmak hakkımızdır ama mitinge çağrı metnindeki şu sözler?..

"Batı başkentlerinin Paris gibi alevler içinde kalması istenmiyorsa Türkiye'ye reva görülen haksız ve vicdansız muamele son bulmalıdır."

Avrupa başkentlerini ateşe vererek ve oradaki gurbetçilerimizi misafir oldukları toplumla karşı karşıya getirerek mi haklılığımızı ispat edeceğiz?

Çağrı metnindeki bu sözler derhal kaldırılmalıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR