Sözünü bil!

Haberin Devamı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesi AKP’ye gönderildi.

Bir ay içinde ön savunmasını sunmak zorunda olan iktidar partisi, nasıl bir yol izleyecek; kararını henüz vermedi.

Genel Başkan Erdoğan MKYK’yı pazartesi günü toplayacak ve üyelerin görüşlerini alacak.

Demokrasimizin çocukluk hastalıkları hep aynı sebepten ürüyor. Karar organında ağır basan görüş, partinin yönünü belirlemiyor. Bu kurullar süstür, kararı her zaman lider veriyor!

Oscar Wilde’ın dandik demokrasiler için ettiği bir söz vardır hani...

“Herkes fikrini söyler, kararı ben veririm. Burada demokrasi var!”

Bizdeki durum hep böyle.

Financial Times gerçekçi bir değerlendirme yaptı dün.

Bu kriz Türkiye’nin ihtiyacı olan son şeydi. Küresel kredi sıkışıklığı nedeniyle paramız, borsa ve borçlanma durumumuz zaten baskı altına girmişti. Şimdi sıkıntı ve risk artacağı için yatırımcılar Türkiye’den uzaklaşabilir dövizi, enflasyonu ve faizleri kontrol etmek iyice güçleşebilir.

Tehlikeyi göğüslemenin yolu, siyasi dağınıklık görüntüsü vermemek ve hatta iktidar partisinin bu badireyi, kapatılmaktan daha hafif bir ceza ile atlatabileceği ümidini inşa etmektir.

Tabii böyle bir ümit, Türkiye’nin ağır hasar göreceğinden korkanların duaları ile inşa edilemez. Ülkeyi idare eden siyasetçilerin akılcı, sorumlu karar ve eylemleri ile inşa edilir.

Ama Başbakan dahil hemen tüm AKP önderleri bu hassasiyeti gösterme bilincinden uzak duruyorlar.

Ortalığı yatıştırmak ve umudu ayakta tutabilmek için bizler daha fazla çaba harcıyoruz. Başbakan’ın konuşmaları içinden cımbızla lâf çekiyoruz.

Fakat tam bu sırada Başbakan bir sözü ile her şeyi berbat ediyor.

Meselâ türban için “Beş yıl sabrettim” dedi. Oysa herkes onun “değiştim” sözüne inanmıştı, değiştiği için türban zorlamasına girmediğini zannetmişti.

Şimdi hangisine inanacağız?

Takıyye itirafı değil mi bu?

Başbakan en az altı ay yazılı olmayan konuşma yapmamalı!

*****

Başkan Topbaş’ın çıkmazı...

Bağlandıkları siyasi görüş insanları başkalaştırabiliyor.

Bugünkü manşetimiz bunun kanıtı..

Saray Muhallebicisi’nin sahibi Kadir Topbaş okumuş, yazmış, hak, hukuk, kul hakkı nedir bilen bir adamdır.

Ama AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra “kamu gücü”nü işte böyle kullanabilmiştir!

Bir sokağı sadece kendi iş yerine hizmet eden bir çıkmaz sokağa dönüştürebilmiştir.

Kaçarı olmayan bir suçlu “Seni kurtarırım” diyen pahalı bir avukatı parasına kıyıp tutmuş. Mahkemede hâkim savunmasını sorunca “Benim kendimi savunacak halim yok ama avukatın ne diyeceğini ben de merak ediyorum” demiş.

Şimdi Başkan veya adamlarından biri mutlaka savunma adına bir şeyler söyleyeceklerdir.

Biz de onu çok merak ediyoruz!

DİĞER YENİ YAZILAR