Söz yetmez

Siyasetçi zaman zaman halka "vay be" dedirtmek ister. Başbakan bunu iyi biliyor...

Haberin Devamı

Siyasetçi zaman zaman halka "vay be" dedirtmek ister. Başbakan bunu iyi biliyor.

Ve bu işi de çoğunlukla tam zamanında yapıyor.

Meselâ AKP iktidarının laik rejimle çatıştığına ve ele geçirdiği iktidar gücünü kötüye kullandığına dair iddiaların arttığı ve toplumdaki şüphelerin yaygın hale geldiği bir dönemde, dramatik çıkışlarından birini daha yaptı.

Partisinin Tekirdağ kongresinde "mürteci" ve "yobaz" kavramlarına tarifler getirerek, hakkında "Siyasal İslamcı gizli gündem yürütüyor" kanaati taşıyanların yine kafasını karıştırdı.

Erdoğan'a göre Atatürk'ün "muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak" hedefine ayak uyduramayanlar "mürteci" dir.

Dinde gerici olanlara "yobaz" diyor. "Onlar dinin yobazlarıdır. Onlar dindar falan değildir, dincidir. Onlar dinin bezirganlarıdır. Onları dindarla karıştırmak dine saygısızlıktır..."

Devamlı sömürü
Bu konuşmaya her aydın imzasını atabilir. Ama bunları söylemek siyasi kişileri yıllar boyu ürettikleri şüphelerden bir anda arındırmaya yeter mi, yetmez.

Gericiliği doğru tarif etmek cumhuriyetin laiklik ilkesine bağlılığı tek başına kanıtlamaya yetmiyor.

Çünkü siyasetin gündemini sürekli din referanslı hedeflerle meşgul eden, eğitimden ekonomiye, adaletten mülkiyeye hep bu amaçla kadrolaşmaya çalışan bir iktidarı, Başbakan'ın bu sözleri risk olmaktan çıkarmıyor.

Atatürk "mensubu olmaktan mutlu olduğumuz islâm dinini bir siyaset vasıtası konumundan kurturıp yükseltmeyi, aynı zamanda milletin dünyevi ve ahiretle ilgili saadetinin emrettiği bir mecburiyet" olarak görmüştür.

Oysa bugünkü iktidarın dış politika eylemleri bile, türbanlı eşlerin "En kapalı Müslüman ülke Türkiye" propagandası da dahil din istismarı ile besleniyor!

Bugünü görmüş
Atatürk sadece gününün gerçeklerini değil geleceği de çok iyi görmüş:

"Türkiye'de esasen mürteci yoktu ve yoktur. Vehim vardı, vesvese vardı. Bundan sonra yalnız şu olabilir: Bazı adi politikacıların, hasis ve menfaatperestlerin, o vehim ve hayali uyandırmaya çalışması, o yolla hırs ve menfaat düşüncelerini tatmin etmesidir..."

AKP iktidarı yobazlara 83 yıllık cumhuriyetin en rahat dönemini sundu.

"İstemezük"çüler, çocuk şenliğine indirgenmiş olan Milli Egemenlik Bayramı'nda laikliğe ve çağdaşlığa meydan okurken Meclis Başkanı Arınç'ın teşvik edici himayesinden yararlanıyordu.

Bu ne oluyor?

İrtica mı, yobazlık mı?

Bizi bunun cevabı ilgilendirmiyor. Bizim sorunumuz din istismarı ile halkın kandırılması, onun yarattığı fenalıklardan siyasi ikbal üretilmesidir.

Yeter, samimi ve cesur olalım.

Liderlik rolü Başbakan Erdoğan'a mürteci ve yobaz tarifleri yapmaktan daha önemli görevler yüklüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR