Eylemleri bu kadar cesaret kırıcı olmasa Başbakan’a kolayca inanabiliriz.
Ama artık mızrak çuvala sığmaz oldu. Söylediklerine iyi niyetle inanmak isteyenler kendilerini aptal yerine konmuş hissetmeye başladı.
Şimdi moda, Başbakan mesajlarını dış basın üstünden vermeyi seviyor. Dün bir Alman gazetesinde çıkan şu sözleri oralarda pek etkili olmuştur mutlaka:
“Laik bir ülke tüm inanç gruplarına aynı mesafede durmalı. Birine yakın diğerine uzak durmak olmaz. Eğer ülkemizde ayrımcılık varsa bunun sorumluları, kapananlara üniversite kapılarını kapatanlardır.”
Doğru değil bu iddia... Türkiye’de ayrımcılık artık “kapananlar” yararına yaygınlaşan teşvik ve himaye uygulamalarıdır.
Başbakan bir toplantıda türbanlı ve başı açık kadınları göstererek “Bizim hedefimiz işte böyle örtülü ve başı açık kadınlarımızın yan yana olmalarıdır” demişti.
Bu sözün doğru olmadığını herkes biliyor. Bu iktidar tayin kriterini değiştirdi; eşi türbanlı olmayan hiç kimse önemli bir göreve getirilmiyor.
“Karısının başını örttüremeyen adamdan yönetici olmaz” mesajı sistematik olarak veriliyor.
Kamuda veya belediyelerde iş isteyen işsiz, terfi etmek isteyen memur, kömür ve gıda yardımı sırasına giren yoksul, ihale almak isteyen müteahhit... Bunların hepsinde hak edişle ilgili ön şart türbanlı eştir.
İktidar hedefine rap rap yürüyor.
Her şey açık açık, takıyye zahmeti bile duymuyorlar artık.
Alman gazetesine Başbakan’ın şu sözü, gidişin aynı yönde devam edeceğini haber veriyor:
“Baş örtüsü İslâmiyeti yaşamanın tek yolu değildir!”
“Yeni numaralarımızı bekleyin” demek istiyor.
Şu aralar yabancı gazeteleri iyi izlemek gerekiyor!
Başaramadılar
Suudi Arabistan Kralı’nın Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın eşlerine verdiği hediyeler ne oldu?
CHP’li Ahmet Ersin’in soru önergesinin on günde cevaplanması gerekiyordu. 50 gün geçti ses yok.
Meclis iç tüzüğü, kulağının üstüne yatacak pişkin iktidar sahiplerine karşı bir yaptırım öngörmemiş.
Mümkündür ki iç tüzüğü hazırlayanlar, denetim görevi yapan milletvekilleri tarafından sorulacak soruları hiçbir Cumhurbaşkanı veya Başbakan’ın cevapsız bırakabileceği ihtimalini düşünmemiş...
Bu sessizlik, Suudi Kralı’nın hediyeleri konusunda halkın hoşuna gitmeyecek gizler bulunduğu şüphesini davet ediyor.
Bu şüphe tabii ki merakı da tahrik edecektir. Yani susarak unutturamazlar bu meseleyi.
Keşke onlar da Ekvador Devlet Başkanı gibi Kral Abdullah’ın hediyesi olan mücevherleri Kral’ın iznini alıp satarak bir sosyal programın finansmanına kullansalardı.
Kaç paralık mücevher onların sahip oldukları onurlu mevkilere gölge düşürmeye değerdi; yazık!

