Söylenmemiş olsun!

Haberin Devamı

Başbakan’ın AKP’li gençlere yaptığı “Kininin davacısı ol” çağrısı üstünden günler geçti.

Söz zamanla uçar ama bazıları derine işler.

Okurlardan yansıyan tepkiler, kindar bir gençlik yaratma özlemini seslendiren o sözlerin toplumda her gün biraz daha büyüyen endişelere, öfke ve korkuya sebep olduğunu gösteriyor.

Necip Fazıl Kısakürek’in “Gençliğe Hitabe” adlı yazısından alıntı olan o sözler, CHP’den de haklı olarak tepki almıştır.

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni yasaklama önerisi ardında saklanan niyetin, başka bir Gençliğe Hitabe’yi ikame etmek olduğunu söylemek aşırılığa kaçmış bir kuruntu olur.

Ama her durumda barışa, kardeşliğe, özetle hayra yormak kolay değildir.

Başbakan Cumhuriyet’in mağdur ettiği dindarlar temeli üstüne kuruyor söylem ve söylevlerini.

Bir VATAN okuru “Kininizin davacısı olun sözü Cumhuriyet tarihinin en vahşi söylemidir” diye yazdı. Haksız değildir.

Çünkü insanlar isteseler bile doğru ve iyi bir mesaj çıkaramıyorlar bu sözden.

Tarih teşekkür bekler

Başbakan hangi kinden bahsediyor?

Kahire’de diktatörü deviren Mısırlılara seslenirken laikliğin erdemine kefil olmadı mı?

“Türkiye’de laik bir devlet var ama onu dindar bir Başbakan yönetiyor” diye övünmedi mi?

Demokratik laik hukuk devletine minnet ve şükran duyması gereken dindarların en başında özellikle ve öncelikle Başbakan Erdoğan’ın yer tutması gerekmez mi?

On yıl önce, partinin başkanı olduğu halde seçime girip milletvekili seçilememişti.

Çünkü o ünlü “minareler süngümüz” şiirini okumuş, halkı kin ve nefret duyguları ile bölmeye teşebbüs suçundan hapse girmiş ve seçilme yeterliliğini kaybetmişti.

O güvenmediği yargı önünü açtı. Sırf o milletvekili seçilip hükümetin başına geçsin diye Siirt seçimi iptal edildi ve yeniden yapıldı.

AKP hakkındaki kapatma davasında mahkeme, partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna hükmetti. “CHP’nin kalesi” denilen Anayasa Mahkemesi’nin eline AKP’yi kapatma fırsatı geçmişti.

Ama o günün mahkemesi bunu yapmadı. Para cezasına dayanan bir ihtarla kapattı olayı.

Benzer bir fırsatı bugün ele geçirse AKP ne şekilde kullanırdı?

Dinle kin birleşmez!

Siyaset bizde at gözlüğü ile yapılıyor. Dar görüşlülük oy tabanını genişletme ihtirasına tutsak siyasetçileri çelişkilere düşürüyor.

Dindar insan kindar olamaz. Çünkü kin, alaşımı zehirler. Sonuçta radikal İslâm çıkar.

Tayyip Erdoğan’ın istediği herhalde böyle bir sonuç değildir.

Başbakan’ın bu talihsiz sözü siyaset gündeminin üstünde asılı kalmaya devam etmemelidir.

Başbakan bir şekilde “Kininizin davacısı olun” sözünü geri almalı, bu özgüveni göstermelidir.

Konuşmalarını yazan ekibin hazırladığı metinleri inceleyip düzeltmeye yeterli zaman bulmakta bazen zorluğa düşebilir.

Bu kontrolü onun gözü ile yapacak güvenilir birini bu işe memur etmelidir.

Türkiye’nin hoşgörü, diyalog, barış ve kardeşliğe ihtiyacı var.

Kin davası gütmek gaflettir.

Toplumu bölerek büyük parçayı kendi safına çekmek siyasetçi için başarı değildir.

Kin, devlet adamının rant alanı olamaz. Çünkü öyle bir yanlış geleceğe kurulan tuzaktır.

Devlet adamı vizyon belirlerken ve güç talep ederken ölümlü olduğunu unutmamak ve şu soruyu kendine mutlaka sormak zorundadır:

İstediğim güç beni olmasa bile benden sonra gelecekleri acaba yoldan çıkarır mı?

DİĞER YENİ YAZILAR