Soygun ne boy?

Dilara’yı yutan “kanalizasyon düzeni” meğer sadece cehalet ve sorumluluktan beslenmiyormuş

Haberin Devamı

Dilara’yı yutan “kanalizasyon düzeni” meğer sadece cehalet ve sorumluluktan beslenmiyormuş.

Tüm kötülüklerin kaynağında mevcut olan yolsuzluk, hırsızlık, kamu kaynaklarının yağmalanması gibi musibetler burada da kendini gösteriyor. Koruyucularından aldığı güçle pis pis sırıtıyor.

Dilara Dumru’nun ölümüne sebep olan facia, büyük bir ihtimalle aşağılık bir soygun düzeninin gün ışığına çıkarılması için fırsat sunuyor.

Bu fırsatı değerlendirmeliyiz.

Dilara’yı yutan lânetli rögarın parçası olduğu taahhüt işi meğer İSKİ tarafından ihalede en yüksek fiyatı teklif eden firmaya verilmiş. Daha düşük fiyat önerenler “Bu iş bu fiyata yapılamaz” gerekçesiyle geri çevrilmiş. Sonra ne olmuş?

“Seçilmiş müteahhit” İSKİ’den alacağı paranın yarısına işi taşerona havale etmiş.

“Bu fiyata yapılamaz” gerekçesi doğru ise taşeron nasıl yapacak?

İki ihtimal var:

1. Gerekçe, utanmaz bir bahanedir. Seçilmiş müteahhit bu pis oyunla zengin edilecektir. İktidar 100’e yapılacak işe 200 ödeyerek kendi zenginlerini yaratacaktır.

2. Gerekçe doğrudur. Sahiden de “Bu iş bu fiyata yapılamaz”... O durumda da taşeron malzemeden çalacak, bunun doğuracağı tehlikelerin faturasını da yeni Dilara’lar ödeyecektir.

Muhalefet partileri uyuyor. Bereket iktidar partisi içindeki muhalif ses Turhan Çömez var. Çömez dün dönen dolapları bir önerge ile İçişleri Bakanı Aksu’ya sordu.

Seçim yılında iktidar bu rezaletin üstüne gider mi; bilmiyoruz.

Rezalet sadece Dilara’nın yitirildiği işle mi sınırlıdır yoksa yaygın bir soygun yürüyor da Dilara’nın ölümü mü üstündeki örtüyü kaldırdı; bu soruların cevabını arayıp bulmak zorundayız.

Turhan Çömez’in merakı ve AKP’nin insafı korkarız bizi hedefe götürmeye yetmez.

İtalya’daki Temiz Eller operasyonunu yürüten Di Pietro gibi savcılar lâzım. Di Pietro “Evrensel bir sel felâketinin gelip pislikleri temizlemesini bekleyemeyiz” demişti.

“Bunu yaparsak biz yapacağız” diyen savcılar bizde de olmalı!

*****

Patrik’in sesine kulak verin
Hrant Dink’in ölümünün üstünden 40 gün geçmiş. Manşetten ineni unutma huyumuz fena...

Dün sevenleri onun için dua ederken yararlı bir hatırlatmada bulundular. Patrik Mesrob II âyinde şunu söyledi:

“Geçen 40 gün zarfında ne yazık ki bu suikastın gerçek azmettiricilerinin belirlenememiş olması son derece üzücü ve düşündürücüdür.”

Doğru, çünkü olay toplumsal gündemin alt sıralarına doğru inerken son gördüğümüz şeyler, gerçek azmettiricilerin ortaya çıkmasını önlemek isteyenlerin akıl almaz çabalarıydı.

Gerçek katillerin yakalanması devletin namus borcudur.

Çünkü Hrant Dink’in öldürüleceği biliniyordu.

Önlenmedi mi, önlenemedi mi?

Bu şüphenin doğurduğu töhmetin yükünden kurtulalım bir an önce!

DİĞER YENİ YAZILAR