Kürt açılımı toplantılarının yapılacağı salonların duvarına Ahmet Türk’ün şu sözlerini asmak gerekir:
“Biz ne ülke sınırları değişsin diyoruz ne de bizi hep itham ettikleri gibi Anayasa’ya Kürtler yazılsın diyoruz. Biz kimliğimiz, dilimiz inkâr edilmeden eşit vatandaşlar olarak yaşamak istiyoruz.”
Bu sözler ümit ve cesaret veriyor.
Bölücü terörün temeli yıllardan beri inkâr üzerine kuruludur.
Oysa vicdan sahibi insanlar biliyor ki... Bu bölgenin bir çok ülkesindeki Kürtlerden insanlık onuruna sahip bir yaşamı sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlar bulabiliyor.
Bu iddianın kanıtı demokrasidir ve özellikle AB sürecinde genişleyen yeni haklar ve özgürlüklerdir.
Daha da geliştirilebilir ama dikkatli olmak ve teröre evlâtlarını kurban vermiş toplumun hassasiyetlerine saygı göstermek şartıyla.
Mesela İçişleri Bakanı Atalay yerel talep olursa ismi değiştirilen kentlere, köylere eski Kürtçe isimlerinin geri verilebileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül dün -yerel talep yoktu ama- Bitlis’in Güroymak ilçesinden söz ederken eski adı “Norşin”i kullandı.
Yabancılar çekilsin
Çözüm arayışlarının halkta şüphe uyandırmaması gerekiyor.
Mesela dil ve kültürün gelişmesi elbet desteklenmeli ama “Kürtçe eğitim” Ahmet Türk’ün yukarıdaki sözlerini aşan bir taleptir.
Kürtçe seçmeli ders olarak okutulabilir ama Kürtçe eğitim demek, orada ayrı bir millet inşa etmenin hazırlığına razı olmak demektir.
Ahmet Türk’ün böyle bir hevesin mevcut olmadığını söylemesi önemli olsa da Mesud Barzani farklı bir şey söylüyor.
“Şimdilik yok” diyor.
Obama’nın Türkiye’yi ziyaretinden önce Londra’daki bir toplantıda Barzani “Bağımsızlık bütün Kürtlerin arzusu ama şu anda bölge gerçekleri buna müsait değil” demişti.
Ankara Kürt sorunu bağlamında ABD’nin işin içinde olmasına göz yummamalıdır.
Burası Irak değil, Kürt kökenli vatandaşların yabancı hamilere ihtiyacı yok. Onlar demokratik temsilin hak ve imkânlarından fazlasıyla yararlanıyorlar.
Şehitlerle oynamayın
Obama Türkiye ziyareti sırasında gençlerle yaptığı toplantıda “Türkiye’deki Kürt azınlık, eşit fırsatlara sahip olarak bu toplumda özgürce ilerlerse...” diye bir ifade kullanmıştı.
Kürt vatandaşlar bu ülkenin azınlığı değil asli ortağıdır.
Bu ifadenin bir yanlış anlama olduğu söylenmediğine göre ABD Büyükelçisi son günlerde parti parti dolaşması süreci desteklemeyecek, olsa olsa şüpheleri tahrik edecektir.
Dün “kaş yaparken göz çıkarmak” deyimine uyan bir eylem gerçekleşti.
Şırnak’ta il genel meclisi üyeleri ile bazı sivil toplum örgütü temsilcileri, bir şehit Mehmetçik’in annesi ile çatışmada ölen bir PKK teröristinin annesini yan yana getirdiler.
Tabii ki “artık kan akmasın” çağrısını dikkate değer hale getirmekti niyetleri.
Elbette iki kadın da anne idi; yürekleri aynı şekilde acıyor, yanıyor. Ama insaf...
Devlete saldıran ile vatanı koruyan tarafları, ana yüreği ortaklığında bile olsa yan yana getirmek büyük haksızlık ve şehitlerin kutsal fedakârlıklarına saygısızlık değil midir?
Bu sinyaller, barış adına millete ve devlete ağır faturalar ödetileceği yönünde şüpheler uyanmasına sebep olabilir.
Şovmenleri şu dönemde kontrol altında tutmak iyi olur!
Şov zamanı değil
Haberin Devamı

