Sorumluluk sınavı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararı beklendiği gibi çıktı

Haberin Devamı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararı beklendiği gibi çıktı.

Mahkeme, bölücü terör örgütünün başı Apo davasında adil yargılanma hakkının ihlâl edildiğine karar verdi.

Bu kararın yeniden yargılama zorunluluğu getirip getirmeyeceğini Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi belirleyecek.

AİHM kararı Bakanlar Komitesi'ne yargılamanın yenilenmesi tavsiyesinde bulunuyor.

Ama bunun yanında Türkiye'nin olay bağlamındaki "özel durum"unu gerekçe göstererek bu zorunluluktan muaf tutulmasını isteyebileceğini de kaydediyor.

Önümüzde uzun bir süreç var. Nihai karar bir yıldan daha uzun bir zaman alabilir. Türkiye, iktidarı, muhalefeti ve medyası ile ülkenin geleceğini etkileyecek büyük bir sınav verecektir.

Dışişleri Bakanlığı, sorunun hukuk zeminlerinden taşırılmamasını istiyor.

Doğru bir tercihtir. Çünkü dışarıdaki Türkiye karşıtlarına, içeride sorunu siyasi sömürü malzemesi yapmak niyetinde olanlara alan yaratmamak ancak böyle mümkündür.

Hükümetin bu siyaseti benimsediği görülüyor. Başbakan da Adalet Bakanı da aynı şeyi söylediler: "Nihai kararı yargı verecek.."

Kaldı ki Bakanlar Komitesi'nin AİHM'in tavsiyesine katılacağı da kesin değildir. Çünkü söz konusu olan kişi, masum olduğunu kimsenin iddia etmediği bir terör elebaşıdır.

Bakanlar Komitesi karar oluştururken şu sorulara kendi içinde cevap arayacaktır:

Öcalan suçsuz mu; hatta kendisi "suçsuzum" diyebiliyor mu? Yeniden yargılama, hakkında verilmiş olan hükmün değişmesi sonucunu doğurabilir mi?

Sonunda varılacak nokta Apo'nün yeniden yargılanması olsa bile Türkiye'nin kaybı olmayacaktır. Yeter ki siyasetçi egoizmi, sivil toplumun uyanıklığı ile denetim altında tutulabilsin.

Bir teröristi siyasi rekabetin malzemesi yapmak, hele ona yönelik nefreti Avrupa Birliği yolunda mayın gibi patlatmak, ülkenin geleceğine karşı işlenmiş en ağır suç olacaktır.

Hiçbir marifet böyle bir ihaneti bu milletin gözünden kaçıramaz!

Bir ayıp, bir yanlış..
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik bölümü binasının temel atma töreninde nahoş şeyler oldu.

Üniversitenin rektörü ve yardımcıları "hükümetin yüksek öğrenim sistemine yönelik tutumuna tepki" koymak adına törene katılmadılar. Başbakan da buna karşı ağzına geleni söyledi. En tehlikeli sözleri de şunlar:

"Bu tür rektörlerin olduğu yerde elbette anarşi olur!"

Tayyip Erdoğan kontrolünü bu kadar kolay yitirmemelidir.

Bir yanlışın başka bir yanlışla düzelmeyeceğini, sinirlendiği zamanlarda da unutmamalı. Şimdi bu üniversitede anarşi çıkarsa ne olacak? "İşte dediğim çıktı" diye memnun mu olacak, yoksa pusuda bekleyen anarşi odaklarının bu gafından yararlandıklarını farkederek üzülecek mi?
Siyasetçiye değil devlet adamına ihtiyacımız var!

DİĞER YENİ YAZILAR