Eğer toplum ahdederse her serden bir hayır çıkarabilir. Bunun tam sırasıdır.
Malatya'daki facia, çocuklara yönelik ihmallerimizi ve suçlarımızı, uykudan hiddetle uyanmış bir yanardağ gibi püskürdü.
Herkes biliyor ki Malatya'daki olay, sadece buzdağının görünen kısmıdır. Altı yaşına bile gelmemiş çocuklara reva görülen muamelenin toplumda yarattığı infial, ilk kez yaşanan bir şoku andırıyor.
Oysa gerçek çok farklı. Çocuk Esirgeme'nin yurt ve yuvaları, en çok alti ayda bir cinsel taciz rezaletleri veya şiddet olayları nedeniyle gündeme gelir, tepkiler, kınamalar ve sonuçsuz soruşturmalar ardından kapanır gider.
Nasıl yaşadığımız yapıların sağlamlaşması zorunluluğunu depremden depreme hatırlıyorsak, devlet korumasındaki çocukların muhatap olduğu vahşeti de böyle olaylar sayesinde hatırlıyor, bağırıp çağırıp suçlayıp sonra tekrar unutuyoruz.
Toplumsal gündemimiz bu yüzden ertelenmiş sorunlar arşivine benziyor.
Geleceği hak etmek
Şiddet görüntülerinin ustaca çekilmesi, çözüm sürecini de içine alacak uzun soluklu bir etki yaratmış olabilir mi? Ümitliyiz.
"İnsan hakları konusunda geliştik" fiyakasındaki sahteliği, yuvalardaki bebekler işkence görürken gizleyemeyiz. Pandora'nın kutusu açıldı artık. Bu pisliği temizlemeden kendimize saygımızı kazanamayız.
Şimdi mesele, yaşadığımız öfke, utanç ve pişmanlığı, öksüz ve yetim çocuklar için şiddet ve tacizden arınmış, sevgi, sabır ve özen üstüne kurulu bir dünya yaratmak amacında değerlendirmektir.
VATAN, sivil toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşları da harekete geçirerek bu misyonu en güçlü biçimde sahiplenecektir. Biliyoruz ki bir toplumun geleceğini, çocuklarına verdiği sevgi ve özen yüceltir.
Sonuna kadar!
Eğer toplum ahdederse her serden bir hayır çıkarabilir. Bunun tam sırasıdır. Malatya'daki facia, çocuklara yönelik ihmallerimizi ve suçlarımızı, uykudan hiddetle uyanmış bir yanardağ gibi püskürdü...
Haberin Devamı

