Türkiye Kopenhag Zirvesi'nden istediği sonucu alamayacak. Bu gerçek dün biraz daha netleşti.
Tayyip Erdoğan'la yaptığı görüşmeden sonra Danimarka Başbakanı ve AB Dönem Başkanı Rasmussen "Türkiye aday ülkedir. Siyasi kriterlere uyum sağlaması lazım. Çabaları olumlu ama kriterler sadece kâğıt üzerinde kalmamalı, gerçek hayata uygulanmalı. Siyasi kriterler yerine getirildiği zaman Türkiye müzakere tarihi alacaktır" dedi.
Bu açıklama, Fransa ve Almanya liderlerinin öngördükleri takvimin bile gerisine düşüldüğü anlamına mı geliyor?
Bizce hayır..
Chirac ve Schröder, ilerleme ile ilgili son değerlendirmenin 2004 Aralık'ında yapılması sonuç olumlu ise 2005 Haziran'ında üyelik müzakerelerin başlatılması noktasında bir ortak görüş oluşturmuşlardı.
Rasmussen'in sözleri bu takvimi geçersiz kılmadığı gibi, şartların daha önce yerine getirilmesi ihtimaline dayalı olarak daha erken bir gerçekleşmeye bile imkân tanıyan esnekliği taşıyor.
Etkileyici mesaj
Peki Tayyip Erdoğan'ın rest çekme tavrı içeren tepkisi hangi amacı gözetiyor?
Herhalde 2005 Haziran' ını olabildiğince erkene çekmeyi..
"Türkiye'nin AB'den müzakere tarihi alabilmesi, medeniyetler arası buluşmanın ispat olacaktır. AB, halkımızın olumlu duygusal zeminini 12 Aralık'ta zedelemesin. Zedelenirse AB bundan sonrasının neticesine katlanmalıdır ve bu, neticede bir barış dünyası için hiç hayırlı olmaz.."
Yaptığı uyarının şantaj olarak algılanmaması için Erdoğan, Batı'nın vicdanında uyanmaya başlayan sorumluluğa atıf yapan usta manevra gerçekleştirdi:
"Barışta küreselleşmeyi gerçekleştirmemiz lâzım. Adalette küreselleşmeyi gerçekleştirmemiz lâzım. Dünyadaki bütün paylaşımın küresel mantık içinde adil bir şekilde gerçekleşmesini sağlamamız lâzım."
Ve hemen ardından papaza kızıp oruç bozan bir inançsız olmadığını gösteren etkileyici bir final yaptı:
"AB Türkiye'yi üyeliğe kabul etse de etmese de, müzakere tarihi verse de vermese de Kopenhag kriterlerini insanımızın yaşam standardını yükseltmek için yapacağız. AB bizi alsın diye değil.."
Az yol almadık
Ulusal çıkarlarımız AB'ye ilerleme tercihinden vazgeçmemeyi emrediyor. Sabırsızlığımız haklı fakat şu anda ulaştığımız nokta, AB'ye başvuruda bulunurken "Bizi almazlar ama yine de göle bir maya çalalım" diyen Turgut Özal'ın hayalini aşan bir yerdir.
Türkiye üyelik müzakerelerine hazır olma aşamasına ulaşmış, tam üyelik süreci de dönüşü olmayan bir noktanın eşiğine dayanmıştır artık.
Evet bu zirvede son aşamaya geçişin biletini belki alamayacağız ama rezervasyonunu yaptıracağız.
AB ideali, mücadeleden sonuna kadar vazgeçmemeyi gerektiren bir sivil kahramanlığı hak ediyor.
Türkiye bugün Avrupa'nın bir numaralı gündemidir.
Ve önümüzdeki üç-dört gün, umutlarımızı destekleyen sürprizleri saklıyor olabilir.
Sonuna kadar
Türkiye Kopenhag Zirvesi'nden istediği sonucu alamayacak. Bu gerçek dün biraz daha netleşti.
Haberin Devamı

