Son uyarı!

Sezer’in duyarlılıklarını paylaşan bir Cumhurbaşkanı’nı belki yıllarca dinlemeyeceğiz

Haberin Devamı

Sezer’in duyarlılıklarını paylaşan bir Cumhurbaşkanı’nı belki yıllarca dinlemeyeceğiz.

Bu gerçeğin bilinciyle olmalı Sezer, yeni yasama yılını açarken yaptığı konuşmayı, rejime yönelik en büyük tehdit saydığı irticanın ve panzehiri olan laikliğin üstüne kurdu.

Yedi ay sonra Sezer’in yerine Tayyip Erdoğan veya onun göstereceği biri geçecek. Gelecek olan da irtica tehlikesinin varlığını kabul etmeyecek.

Başbakan Amerika yolunda gazetecilere şunu dedi:

“Bu irtica tartışmaları gereksiz. İrtica kavramını artık Türkiye’nin gündeminden düşürmek lâzım!”

İrtica tehlikesini irdelediği bölümde Cumhurbaşkanı Sezer, sanki Başbakan’a cevap veriyordu:

“Türkiye’de irticai tehdidi yeterince algılayamayanların özellikle son 20 yılda yaşanan olayları üst üste koyup birlikte değerlendirmesi, toplumsal ve bireysel yaşamın nereden nereye geldiğini iyi çözümlemesi gerekmektedir.”

Her şeyin temeli
Sezer ile Erdoğan arasındaki teşhis farkı, cumhuriyet değerlerinin korumasız kalacağı konusundaki toplumsal tedirginliğin başta gelen sebebidir.

Başbakan “Bir anket yapalım ve halka soralım, böyle bir endişeniz var mı diye. Yok, bir şey çıkmaz” diyor.

Oysa Sezer dün şöyle dedi:

“Cumhuriyet kazanımlarının ortadan kaldırılması, laiklik kavramının içinin boşaltılması, irticai tabanın giderek genişletilmesi, kadrolaşma ve dini toplumsallaştırma ve siyasete yansıtma çabalarının yoğunlaşması, toplumda gerginliği artırmaktadır.”

Cumhurbaşkanı Sezer dün “Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır” dedi ve onu korumak adına göze alınacak fedakârlıkların neredeyse sınır tanımayacağını şu sözlerle ifade etti:

“...(Anayasa ile) temel hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyet’i zedeleyecek biçimde kötüye kullanılması önlenmiş, gerekirse laik Cumhuriyet’i korumak için temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir!”

Ne demektir bu?
Bunun anlamı elbette çeşitli türlerini geçmişte yaşadığımız askeri müdahalelere üstü kapalı biçimde onay vermek veya benzerlerine çağrı yapmak değildir.

Sezer konuşmasında aksine laikliği sivillerin koruması gerektiğini savunan ifadeler kullanmıştır.

“Dinin siyasal amaçla kullanılmasının önlenmesi, devrim yasalarının ödünsüz uygulanması ve devlet organlarının yetkilerini duraksamaya düşmeden kullanmaları zorunludur” demiştir.

Ülke ve rejimin güvencesi olan Silâhlı Kuvvetler’in siyaset üstü tutulmasını da herkesin temel bir sorumluluk olarak algılamasını istemiştir.

Sezer pek çok alanda çağdaş istikametler verdi. Fakat bir yerde sınır ihlâli yaptı.

Özelleştirme ve yabancı sermaye konusundaki yaklaşımlarını ideolojik alternatif önermeler içerdiğinden dolayı yadırgadım.

Laikliği savunurken ne kadar doğru ise özelleştirmeye ve yabancı sermayeye muhalif ifadeler kullanması o kadar yanlıştı.

DİĞER YENİ YAZILAR