Son umut hamlesi...

Haberin Devamı

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun seçilmiş üyeleri dün bir eksiği ile toptan istifalarını verdiler.

Kurulun Başkanvekili Kadir Özbek, gündemi olmayan, toplantı yapamayan, karar alamayan, görüşlerini açıklamasına bile fırsat verilmeyen bir yapı içinde daha fazla direnmenin yararı olmayacağı için bu yolu seçtiklerini açıkladı.

İki kurul üyesinin görev süresinin bitmesine ay bile değil, günler kalmış olduğundan istifaların “ucuz kahramanlık” sayılacağı imasına basın toplantısı sırasında Kadir Özbek ikna edici bir cevap verdi:

Evet iki üyenin görev süresi dolmak üzere ama diğerlerinin önünde ortalama iki yıl bulunuyordu.

Yani HSYK üyelerinin ortaya koydukları tepki hor görülmemeli ve bu özverinin hizmet edeceği yararlar feda edilmemeli.

Unutmamak lâzım:

Referandumdan geçirilen değişiklik paketi temelde yüksek yargıyı ele geçirme planı idi. İktidar bu hedefin eşiğine gelmiştir.

Şu anda tek umut, anayasa değişikliği bağlamında hazırlanacak olan HSYK Yasası’nın hukuk devletine tümüyle son verecek hükümlerle yazılmasını önleyecek basiretin bir şekilde kendini göstereceğidir.

İstifa yoluyla toplumun dikkatini çekmeye çalışan kurul üyeleri, HSYK Yasası’nın oluşturulması sürecinin tuzaklarla dolu olduğu endişesini taşıdıkları için hukuk ve adalet camiasının, demokrasiye bağlı güçlerle birlikte alârm durumuna geçmesini istiyor.

Tehlikeyi kimse hafife almamalıdır.

HSYK Yasa Tasarısı’nın oluşumuna katılması önlenen kurul gazete haberlerinden elde ettiği bilgilerle hazırlamak zorunda kaldığı görüş ve önerileri iktidarın dikkatine sunma imkânından bile yoksun bırakılmıştır.

Bağımsızlığı yok edilmiş bir yargı adalet değil zulüm aracı olur.

Ülkenin aydınları referandum sırasında halkı uyarmakta yetersiz kaldılar.

Bari şu aşamada kendini gösterecek despotik eğilimlere karşı çıkarak günahlarını belki biraz affettirebilirler!

***


Aşçının önemli bir sorunu var!

Başbakan dün Suriye’ye giderken bedelli askerlikle ilgili beklentileri frenleme mecburiyeti duydu.

Bedelli ile ilgili hiçbir taahhüdü olmadığını söyledi.

O arada çok kullanılan bir atasözünün anlamını tersine çeviren bir yanlışa düştü. “Pişmemiş aşa kimse su katmasın” dedi.

O sözün doğrusu “Pişmiş aşa soğuk su katmak”tır.

Olmuş veya olma yolundaki bir işi bozan müdahaleleri anlatır.

Yani Başbakan’ın “yapmayın” dediği şey, aslında “yapılması gereken” şeydir. Pişmemiş aşa su katmanın zararı değil yararı olur.

Su katmadığınız zaman yemek pişmez, tencerenin dibi tutar, yanar.

Bizdeki siyaset hep bu yanlışa düşüyor.

Mesela bedelli askerlik, talep edenlerin ateşi üstünde kurudu, cızırdıyor, yanacak.

Ona su lâzım ama veren yok.

Türban sorunu CHP’nin katkısı ile pişme aşamasına yaklaşıyordu.

Lüzumsuz tartışmaların soğuk suyundan asıl onu korumak gerekiyordu; ama tam tersi oluyor!

DİĞER YENİ YAZILAR