Son umut!

Haberin Devamı

Devlet içinde çeteleşme varsa sonuna kadar gitmek ve kökünü kazımak gerekir.

Fakat bu amaca dönükmüş gibi duran eylem ve söylemlerin samimiyetlerini sorgulamak şartı ile...

Aksi halde derin devletle mücadele numarası yapan odakların, bu karambolda ordu gibi, yargı gibi yedeği olmayan kurumlara zarar vermelerini kolaylaştırmış oluruz.

Üstüne üstlük bu hokkabazların demokrat diye fiyaka yapmalarına da katlanırız.

İtalyan gladyosunu çözen savcılardan Felice Casson, Bilgi Üniversitesi’nin düzenlediği sempozyumda Ergenekon benzeri yapıları dağıtmak için üç şartın bir araya gelmesi gerektiğini söylemiş:

Duyarlı kamuoyu, bağımsız basın ve dürüst siyaset.

Bu üç unsur aslında bütün kötülüklerden korunmanın şartıdır. Ama o altın üçlüyü nasıl bir araya getireceğiz?

Medyanın bir bölümü, milliyetçi motif gördüğü hemen tüm suç örgütlerini Silâhlı Kuvvetler’le ilişkilendirmek için akıl dışı dışı zorlamalar yapıyor.

İktidar, siyasal İslâmcı hedeflerine giden yolları üstündeki en güçlü engel Silâhlı Kuvvetler’i yıprattığı için bu çabaları ve sahiplerini övüyor, özendiriyor, ödüllendiriyor, gizliden sahipleniyor.

Önceki gün Sabah vahim bir hata yaptı. Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu’nun ağzından Silâhlı Kuvvetler’e iftira yerine geçecek bir iddia gazetenin manşetine çıktı:

Sözde Erkan Mumcu “27 Nisan’da Cumhurbaşkanı seçimine katılsaydık asker bizi zorunlu ikamete gönderecekti” diyordu.

Mumcu hemen yalanladı haberi.

“Bana sordular, kesinlikle böyle bir diyalog olmadığını söyledim. Ama buna rağmen yazıldı” dedi.

Bu tecrübe şunu ispatlıyor:

Gazete, iktidara yaranmak için o yalan haberi feda edememiştir. Çünkü karar vericiler, Katar Emiri de dahil bütün patronların kendilerinden bunu beklediklerini düşünmüşlerdir!

Gazete iktidar kontroluna girmese böyle bir meslek suçu asla işlenmezdi.

Siyaset dürüstlük değil kirlenme yönünde ilerliyor, bağımsız medya kayıplar vermeye devam ediyor.

Son umut kamuoyudur.

Ama niteliksiz kamuoyu değil, duyarlı kamuoyu!

*****

Akıl oyununda çıkan itiraf

Yukardaki “Son umut” başlığına bakarak karamsar olmayın.

Duyarlı kamuoyuna ulaşmak bakımından şansımızı küçümseyemeyiz.

Aziz Nesin’in “İnsanımızın yüzde 60’ı aptaldır” sözüne inanmayın.

O sözleri üstat arsızlık sınırını aşmış olanları tedbirsizliğe sevketmek, halk yararına onlara tuzak kurmak için söylemiş olabilir.

Nitekim Ankara’da Makine Mühendisi Ali Ömer Güleken bu imkânı değerlendirmiştir.

Mühendis Güleken ne mi yaptı?

Sabah ve atv’yi satın alan Çalık Grubu’na benzersiz şartlarla 750 milyon dolar kredi veren iki kamu bankasından birine başvurup, üstelik evini teminat göstererek aynı faiz ve ödeme şartları ile 100 bin dolar kredi istedi.

Ve bankadan “Bu koşullarla size kredi vermemiz mümkün değil” cevabını aldı.

Amacı gerçekten 100 bin dolar borç almak mıydı? Hayır.

Bütün istediği iktidara yakını şirkete yapılan ayrıcalığı tespit ve teşhir etmekti.

İşkence ile dahi söyletilemeyecek gerçeği akılla itiraf ettirdi. Bravo...

DİĞER YENİ YAZILAR