Kanun yapmak marifet değil; marifet Anayasa’ya ve çağdaş hukuka uygun yasalar yapmaktır.
Anayasa Mahkemesi bunun için var.
Ana muhalefet partisi CHP, “Fidan Yasası”nı dün bu niteliklere sahip olmadığını düşündüğü için Anayasa Mahkemesi’ne götürdü.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan’ın iddialı açıklamaları, iptal talebi gerekçelerinin kuvvetli olduğunu düşündürüyor.
Tarhan önce Cumhurbaşkanı’nı hedef aldı.
Anayasa’ya açıkça aykırı bir yasayı dört saatte onayladığı için Gül’ün meşruiyetini tartışılır hale soktuğunu öne sürdü ve MİT Yasası’nı değiştiren düzenlemenin Anayasa’nın yedi maddesine aykırı olduğunu savundu.
CHP’ye göre bu yasa ile...
Suç işleme riski olan kişiler, dokunulmazlık sağlanarak yargıdan kaçırılıyor;
Kanunsuz emri yasaklayan 137’nci madde ve kamu görevinin sınırını çizen 128’nci madde çiğneniyor;
Doğrudan bir kovuşturmanın önü kesiliyor.
Meclis’ten jet hızıyla geçirilen bu kanun Özel Yetkili Savcı’nın MİT ile PKK arasında Oslo’da varıldığı iddia edilen mutabakatın gerçekliğini araştırma ve hesabını sorma imkânını -Başbakan izin vermediği sürece- ortadan kaldırmıştır.
Sözü edilen Oslo mutabakat metinleri “unut gitsin” denilecek konular değildir.
Mesela “demokratik özerklik” statüsü sağlanması;
Kürt kimliğinin yeni anayasada yer alması;
Kürtçe’nin ikinci resmi dil olarak tanınması;
Öcalan’ın önce ev hapsine alınması, sonra toplumsal ve siyasal yaşama katılması;
“Gerilla”nın toplumun öz savunma gücüne dönüştürülmesi gibi kabulü hayal bile edilemeyecek ifadeler bulunuyor.
Bu yasa “böyle bir mutabakat gerçekten oluştu mu?” ve “kim, hangi yetkiyle yaptı?” sorularının cevaplanmasını önlüyor.
Dolayısıyla ulusal güvenlik için riskler taşıyor.
CHP’li Tarhan, Anayasa Mahkemesi’ni iktidar kontrolüne sokan değişikliklerin bu yasayı kurtaramayacağını iddia etti.
Gazeteciler “Mahkeme başkanı Haşim Kılıç için reddi hâkim talebinde bulunacak mısınız?” diye sorduğunda buna gerek görmediklerini belirterek sebebini şu şekilde açıkladı:
“O kadar tartışmasız aykırılıklar var ki tarafgir yargıçların bile gözden kaçıramayacağına eminim!”
Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar toplumda her gün büyüyen hukuk devleti özlemlerinin cevabını da verecek.
İnsanlığa karşı suç
Bir ülkenin, bir toplumun kaderini, devletin adaleti belirler.
İnsanlık suçu diye nitelenmeyi hak eden bir eylemin failleri ağır cezalara çarptırılmakla kalmamalı, aynı suçu işlemekten geride kalanları caydıracak ibreti de taşımalı.
Sivas’ta 19 yıl önce yaşanan Madımak faciasından söz ediyorum.
Oteli ateşe vererek 37 aydını öldüren canavarlardan 7 firarinin dosyaları ayrılmış durumda. Savcı 15 yıl olan zaman aşımı süresinin dolduğunu belirterek mahkemeden davanın düşürülmesini istemişti.
Müşteki avukatları, işlenen suçun “insanlığa karşı suç” olduğunu, bu nedenle yerleşik zaman aşımı kurallarının burada uygulanamayacağını karara bağlaması için mahkemeden talepte bulundu.
Madımak olayı halkı mezhep temelinde bölmeye yönelik bir ihanettir, insanlık suçudur.
Ne sebeple olursa olsun böyle bir ihanete maşalık yapan kişilerin peşini bırakmak da “insanlığa karşı işlenmiş suç” sayılır.
O canavarlar ve onları güdenler, adaletin öldükleri güne kadar peşlerinde olacağını bilmeli, hiç değilse o korkunun esareti altında ezilmelidirler!
Son söz adaletin!
Haberin Devamı

