Son paket olamaz

Haberin Devamı

Meclis’in verimi çıkardığı yasaların kalitesiyle ölçülmeli...

Bütün ümitler Dördüncü Yargı Paketi’nin gelişine bağlanmış bulunuyor.

İmzalar tamamlanınca iş Meclis’e gelecek. Orada bir sıkıntı yok. Çünkü iktidar kendine özgü “yasa yapma teknikleri” geliştirdi.

Bakanlar Kurulu paket postanesi gibi çalışıyor. Torba yasalar ve gece baskınları iktidarın gerek gördüğü düzenlemeleri şipşak hayata geçiriyor.

Bizim ölçülerimizde çok yasa çıkarmak iktidarın çok çalıştığının delili sayılır. Oysa ileri demokrasilerde meclisin verimi çıkardığı yasaların kalitesi ile ölçülür.

Uzun tutuklulukların sebep olduğu vicdan yarası Başbakan’da da açılmış olmalı ki bir aydan beri Silivri mağdurlarına düzenli artan sempati jestlerinde bulunuyor.

Şubatın başında, bazı çevrelerin samimiyetinden şüphe duydukları şeyler söyledi:

Tarih affetmez

“Başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere diğer generallerimizin hiçbirine İlker Başbuğ’a kalkıp da alışılmış manada ‘Bir terör örgütü mensubu’ demek ciddi bir yanlıştır.”

Orada durmadı Başbakan; bu yanlışa düşenleri, şu anda kendilerini sağlamda görseler bile tarihin affetmeyeceğini söyledi.

Daha önemlisi, Silivri’yi ikna etmeye yetmeyen Üçüncü Yargı Paketi’nin üstüne dördüncüyü getirdi.

Bakalım dördüncü paket, özlenen adaleti getirecek mi?

Çok umuda kapılmamak lâzım.

Çünkü Türk yargısını kuşatan öncelikler çağdaş hukuk anlayışını, adil yargılanma hakkını, masumiyet karinesini asıl çıkış noktası almıyor.

Bunu yapabilse, adaletten yana bir eksiklik hissedilmezdi toplumda.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin karar ve içtihatları, mevzuatımıza göre milli yasalarımızdan daha önceliklidir.

Mahkemeler bu zorunluluğa uysa ülke daha huzurlu ve güvenli olurdu. Mahkemenin en çok ceza verdiği ülke olmazdık.

“Olmadı baştan” diyen yargı paketleri peş peşe çıkmaz, sürekli yargı ile oynayan iktidar, bahane yaratmakta zorluk çekeceği için buna cesaret de edemezdi.

Allah kabul etsin!

THY yedi Müslüman ülkenin on kentine yaptığı uçuşlarda içki servisini kaldırdı.

Bu kararı oluşturan yöneticiler herhalde kendilerini sevap işlemiş sayıyorlardır.

Bırakın her şeyi, yüzde 51 hissesi halka ait olan şirketi rekabet şartlarında gerileten bu karar sebebiyle THY’nin zarara uğrayacağı ihtimali, onları korkutmuyor mu?

Laiklik, ılımlı İslâm formuna dönüşünce işte böyle oluyor.

İktidara her gelen kendi kafasına uyan bir laiklik tarif ediyor. Şimdi olan da o!

Ama dikkat!.. Kendinde din polisliği yapma hakkı bulan zihniyet orada durmaz.

Bakın, apronda deve kesmeyle başlayan süreç nereye vardı? Ve nereye gidecek?

DİĞER YENİ YAZILAR