Bir iktidar için en büyük kötülük, gitme vaktinin geldiğini görememektir!
Yakın tarihimiz bu körlüğün yol açtığı kötülüklerle dolu.
Ayakta kalma umudunu muhalif sesleri susturmaya bağladığına dair tespit bile AKP’nin bavulunu toplama zamanının çoktan geldiğini anlamaya, anlatmaya yeter.
İktidar partisi tipik bir diktatörlük oldu!
Tarih tanıktır ki liderler güçlerini seçtikleri çalışma arkadaşlarından alıyorlar hep. Amerikalı çelik kralı Andrew Carnegie’nin mezar taşına yazılmasını istediği şu sözler lider hevesi ve iddiası taşıyan herkese ders olmalı:
“Burada kendisinden daha vasıflı kimseleri emrinde çalıştıran bir insan yatıyor.”
Bizim “allâmeler” için aynı mantıkla bir kitabe hazırlanacak olsa “Her meselenin tek karar vericisi olayım derken hem fırsatları hem kendini hem ülkeyi helâk etti” diye yazılırdı!
Başbakan yakınlarının ve zenginleşen yandaşlarının tıkırında giden işlerine bakıp krizi teşhis edemedi.
Başka akıllara değer vermediği için tedbir almakta gecikti.
Devlet olanaklarını seçimde kullanmasına izin vermez diye IMF ile anlaşmayı öteledi.
Gafların sonu yok...
Kriz, işsizlik ve yolsuzluklar nedeniyle baş aşağı giden reytingini dış politikadaki fırsatlarla dengelemeye soyunurken Gazze çölünde Türkiye’yi Hamas’la “iki çıplak bir hamamda” örneği yapayalnız bıraktı.
Bu yenilgiyi yine “Ergenekon kılıcı” ile unutturmaya kalkıştı.
Yandaş medyanın yargısız infazlar için “kalem tabanca” kullanan tetikçileri, emekli albay Abdülkerim Kırca’nın intiharını azmettirince, o hamle de başarısızlığa uğradı.
Sonra hızlı ve şaşırtıcı bir manevra seyrettik.
Albay Kırca’nın medyadaki yargısız infaz nedeniyle hayatına son verdiğine dayalı teşhisle Genelkurmay’ın sorumsuz davrananlara karşı “artık tedbir” alınmasını istemesinden hemen sonra Başbakan da gürledi:
“Yargı süreci bitmeden kimseyi suçlu ilân etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur” dedi.
Yargısız infaz bu!
Oysa ondan iki gün önce AB temasları için gittiği Brüksel’de “Çetelere, mafyaya savaş açtık, temiz eller yapıyoruz” diyordu.
Çeteler, mafyalar kim?
Emekli orgeneraller, öğretim üyeleri, gazeteciler..
Peki bunların yargılaması bitti hüküm verildi mi? Hayır.
Bu durumda yargısız infazın dik âlâsını Başbakan yapmış olmuyor mu?
AKP’nin önünde üç yıldan uzun bir iktidar dönemi var. İktidarın yanlışları ve daha önemlisi yanlışlarını görmeyen hali, esaslı bir şok yaşamasına ihtiyaç duyuruyor.
Belki bu şekilde kendine gelebilir.
Ankara ve İstanbul’da büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerini kaybetmesi AKP’ye ve liderine o şoku sağlayabilir.
Karayalçın’dan sonra Kılıçdaroğlu’nun adaylığı, iyi değerlendirilmesi gereken tarihi fırsatlardır!
Şok tedavisi iyi gelir...
Haberin Devamı

