Siz de yazın!

Haberin Devamı

Son iki seçime abartılı bir istikrar tercihi damgasını vurdu. Çünkü kavga gürültüden doğan zararlar halkı bezdirmiştir.

22 Temmuz seçimlerinin sonuçları AKP’nin iktidar fırsatını iyi değerlendirdiğini gösteriyor. Tayyip Erdoğan ve partisi, doğdukları kaynağın söylemlerine ters davranarak, yani gerçekçiliğin riskini alarak başarıyı yakalamıştır.

Fakat önümüzdeki dönemin şartları, geçen 4,5 yılın basit araçlarını kullanmaya devam ederek istikrar ve gelişmeyi sürdürmenin mümkün olmadığını düşündürüyor.

Yeni dönem aynı disiplin ruhu yanında yeni düşünceler, farklı yaklaşımlar ve daha değişik araçlar talep edecektir.

Türkiye bu ihtiyaçları karşılayacak insan kaynağına ve tecrübeye sahiptir. Ama siyaset ve partiler düzeni, yararlı insanları parlamento yoluyla kamu hizmetine taşımaya elverişli değil.

Milletvekillerini seçmenler değil partilerin liderleri seçiyor. Onlar da popüler birkaç isim dışında meclis grubundaki sandalyeleri yeteneklerine değil sadakatlarına güven duyulan insanlarla dolduruyor.

Yeni bir seçimden çıktık. İkinci iktidar döneminin icraat programı için AKP hükümeti elbette partinin seçim beyannamesini esas alacaktır. Bu hep böyle olur ve sonra otorite kişiler ve kurumlar, sapmış öncelikleri ve unutulmuş mecburiyetleri sayar dökerler, hükümet programının ne kadar yetersiz olduğunu ispatlarlar.

VATAN olarak biz bu defa “ulusal hedefler takvimi ve yol haritası” niteliğine sahip bir hükümet programı hazırlanmasına katkıda bulunabileceğimize karar verdik ve alanlarında otorite sekiz şahsiyetin görüşlerini aldık.

Başbakan’ı muhatap alan bu yazılar, siyasete bulaşmamış tarafsız ve bağımsız tecrübeleri yansıtıyor.

Yeni hükümet bu uzman görüşlerinde farklı ve etkili bir hükümet programı oluşturmaya yarayacak ilhamlar bulacaktır.

Mektupların yayını umuyoruz ki sivil toplumun da bu fikrî hazırlığa tam zamanında katılmasına yardımcı olacaktır.

Özür borcu kimin?

İnternette Google’a girin ve “siyasette küslük” yazıp arama motorunu çalıştırın, önünüze 20 binden çok yazı gelecektir.

Üstelik bu yazıların neredeyse tamamına yakını “siyasette küslük olmaz” ana fikrini taşıyacaktır.

Şu anda Başbakan Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli arasında bir küslük yaşanıyor. Tatsızlığın başlangıcı seçim propagandası dönemine dayanıyor.

Terörist başı Öcalan üstüne açılan “Sen niye asmadın?” tartışması hatırlanacağı üzere Bahçeli’nin kürsüden ip atmasına kadar tırmanmış, bunun üzerine Erdoğan da MHP’yi DTP ile eşitleyip “Bunlara mecliste bile selâm verilmez” demişti.

Bahçeli bu sözlere çok kırıldı.

Seçimden sonra Başbakan’ın kutlama telefonuna çıkmadığı gibi, kazada ölen MHP milletvekili Özönder için açtığı başsağlığı telefonuna da cevap vermedi.

Bahçeli, Erdoğan’ın o hakaret sözlerinden sonraki diyalog çabalarını samimi bulmuyormuş.

AKP kurmayları “seçim dönemi geride kaldı, yeni sayfa açılması gerekir” diyorlar ama bu bir yere kadar doğrudur.

Nezaket kuralları eğer çok ağır şekilde çiğnenmişse bu ihlâli yapana özür dilemek düşer.

Başbakan’ı da böyle bir görev bekliyor.

Yerine getirirse küçülmez, büyür!

DİĞER YENİ YAZILAR