Son seçimde AKP'nin elde ettiği zaferi yaratan başlıca sebep milletin öfkesidir.
Yolsuzluklara biriken bu öfke içinde milletvekili transferlerinin halkta uyandırdığı tiksinti de çok etkili olmuştur.
Anadolu'da bir deyiş vardır: Çok gezen tavuk eve pislik getirir.
Parti parti gezen milletvekilleri siyaset kurumunu kirletmiş, "demokratik rejimin vazgeçilmez unsuru" olan partileri milletin gözünde yok edilesi birer entrika ve yolsuzluk yuvası görüntüsüne indirmiştir.
AKP'nin anayasayı bile tek başına değiştirecek gücü mecliste elde etmesi, en azından bu rezilliği siyaset gündeminden düşürecek umudu yaratmıştı. Yazık ki bu umut çok yaşamadı.
AKP de transfer yapmaya devam etti.
"Anayasayı değiştirecek sayının üstünde bir güç neye lâzım?"
"Devşirme milletvekilleri kalitemizi bozmaz, partimize güvenini sarsmaz mı?"
İktidar bu sorulan kendine sormuyor demek ki.
Hep aynı: Kurt masalı
Daha önce Maliye ile vergi sorunu olan CHP milletvekili Atilla Başoğlu'nu aldılar. Başoğlu vergi cezalarından kurtuldu.
Siz istediğiniz kadar "Bütün mükelleflerin yararlandığı olanaklardan o da yararlandı" deyin; inandıramazsınız.
Dün de başka bir transferin üstünde asılı duran soru işaretine cevap teşkil edecek bazı bulgular açığa çıktı.
CHP Ağn Milletvekili Cemal Kaya bir yıl önce AKP'ye geçmişti. Kaya "Kürt sorununa duyarlı değil" diye CHP'yi bırakmıştı.
Meğer olay "Kürt sorunu" değil, alıştığımız türden bir "kurt masalı"imiş..
İktidar safına geçince Cemal Kaya'nın hissadarı olduğu inşaat şirketi BOTAŞ'tan 11 trilyon liralık iş aldı. Sonra hisseleri eşine, eşi de öteki hissedarlara devretti. Ama şirket kamu ihalelerindeki "başarı'larını artarak sürdürüyor.
Şimdi iktidar sözcüleri ve yeni AKP'li Kaya istedikleri kadar "ilgimiz yok şu anda" desinler; kendilerine menfaat ilişkisiyle bağlı olmayan tek bir vicdan sahibini ikna edemezler.
Kirlilik kaderimiz değil
AKP iki yaşını doldurmadan iktidara geldi.
Yani onları kendi başarıları değil, rakiplerin başarısızlıkları ve günahları iktidar yaptı.
"Çeşmenin başını tutmuşken kovamızı dolduralım ve kendi zenginlerimizi yaratalım" zihniyeti bir çeşit siyasi intihardır.
Milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırma sözünü tutmayarak ve şaibeli transferleri çoğaltarak AKP bindiği dalı kesiyor.
Milletvekilliğine mani suçlar bile bugün dokunulmazlık kapsamında. Meclis sığınak mı? Girmek istediğimiz AB'de bu rezilliği yaşayan bir tek ülke var mı?
İktidar bu namus borcunu savsaklamamalı, hatta milletvekillerinin dolaylı olarak bile kamu ile çıkar ilişkisine girmelerini önleyecek, seçimden önce ticari işlerini kayyuma devretmelerini sağlayacak Temiz Siyaset Yasası'nı hemen bu dönemde çıkarmalıdır.
Bir de bu transfer rezaleti..
40 bin hatta bazı bölgelerde 90 bin seçmen oyunu bir partiden ötekine aktarma sonucu doğuran transferler bir anlamda emanete ihanet değil midir?
İhaneti ödüllendiren bir sistem temiz kalır mı?
Siyasi kirlilik bizim kaderimiz mi?
Siyasi kirlilik
Son seçimde AKP'nin elde ettiği zaferi yaratan başlıca sebep milletin öfkesidir. Yolsuzluklara biriken bu öfke içinde milletvekili transferlerinin halkta uyandırdığı tiksinti de çok etkili olmuştur
Haberin Devamı

