Siyasi evrim gerek

Siyasetin ahlâklı, onurlu, iyi eğitim görmüş, bağımsız ruhlu insanlara ihtiyacı var

Haberin Devamı

Siyasetin ahlâklı, onurlu, iyi eğitim görmüş, bağımsız ruhlu insanlara ihtiyacı var.

Bu şartları gözetmeyen seçimlerin oluşturduğu meclisler yetersiz kalıyor, toplumlar da mutsuz oluyor.

Genç bir okurumuz (Alper Aksoy) dün gönderdiği mesajda Türkiye’yi Avrupa demokrasilerinden ayıran kritik farka dikkati çekiyordu:

Avrupalı seçmen, hayat standardını hangi parti ileriye götürecek, ona bakıyor. Oysa biz, güzel ülkemizi güzel yapan değerleri hangi parti riske sokar, hangisi güvence altında tutar, buna bakıyoruz. Tercihimizi bu hassasiyet belirliyor.

Gelişmiş ülkelerde değerler oturduğu için bütün dikkat refah ve gelişme hedeflerinde toplanıyor, o nedenle gelişmiş ülkeler daha hızla büyüyorlar.

Biz ise tek amaca yoğunlaşamadığımız için hep yarım yol gidiyoruz.

Bağımsız, onurlu...

Kısır döngüyü kıracak cesaretli patlamayı nasıl sağlayabiliriz diye düşünürken dün CHP lideri Baykal’ın verdiği bir mülâkatta söyledikleri ilgimi çekti.

Paslı kilidin anahtarı burada olabilir!

Baykal başta siyasete epey direnmiş. 1973 seçimleri öncesi Ecevit bencillik iması ile suçlayınca kabul etmiş.

Ama şu şartla: “Bunu deneyeceğim. Ancak kontenjan milletvekili olmayı reddediyorum. Giderim memleketime, seçilebilirsem seçilirim!”

O zamanlar milletvekilleri her partinin kendi tabanı tarafından seçilirdi. Parti yönetiminin tepeden inme listeye koyduğu kişilere “kontenjan adayı” denirdi. Tabii önseçimle belirlenen adaylar daima daha güçlü ve itibarlı olurlardı.

Deniz Baykal böyle bir kaynaktan geldi. Ama şimdi genel başkan olarak aynı güç ve itibara sahip parlamenterler çıkarma şansını hem partisinden hem adaylardan hem kendisinden esirgiyor.

12 Eylül darbesinin Danışma Meclisi üyelerini bile beş general belirlemişti. Bugünkü meclisin üyelerini, ait oldukları partilerin liderleri seçiyor. Tek başına..

Koyunlar, çobanlar

Kamu vicdanı parti gruplarına ve oradan meclise yansımıyor. Sebep budur.. Çünkü milletvekillerini halk değil liderleri seçiyor.

Esnaf nasıl “müşteri her zaman haklıdır” diyorsa politika esnafı da “lider her zaman haklıdır” esaretine teslim!

Gelecekleri liderlerine kulluk etmeye endekslenmiş parlamenterlerle demokrasimizin kısır döngüyü kırmasına imkân yoktur.

Sivil toplum örgütleri parti adaylarının önseçimle belirlenmesi için halkı uyandırmalı ve baskı oluşturmalıdır.

Siyasi liderlerin rakipleriyle ilgili yetenek eleştirisi yaparken devamlı “koyun gütme örneği” vermeleri sebepsiz değildir. Bize öyle bakıyorlar çünkü.

Gerekli olan siyasi evrimin birinci basamağı, liderin değil partili seçmenin belirlediği milletvekili adayları hedefine ulaşmaktır.

Milletvekillerini koyunluktan kurtarabilirsek gerisi daha kolay olur!

DİĞER YENİ YAZILAR