Siyah hayal

Haberin Devamı

Bütün insanlığın bugün daha ümitvar bir dünyaya uyandığına şüphe etmiyorum.

Bu gazete baskıya girerken Amerikan halkının siyah derili Barack Obama’yı ABD’nin 44’üncü başkanı seçtiğine dair haberler kesinleşmiş gibiydi.

Olayın tüm dünyayı etkileme kabiliyeti ve önemi var.

Amerika her alanda küresel gidişin istikametini belirleyen etkendir.

Oradaki kötü yönetimlerin başka ulusların bile yıkımına yol açabildiğini Bush yönetimi bize fazlasıyla öğretti.

Terör bahanesiyle girilen Irak’ta bir terör bataklığı yaratıldığını, finansal alandaki başarısızlığın tüm ulusların refahını olumsuz etkilediğini, Bush mağdurları olarak küresel boyutta yaşıyoruz.

Amerika’daki seçimler birçok ulusu kendi ülkelerindeki seçimlerden daha yakından ilgilendiriyor. O nedenle Amerikalı seçmenlerin, oy kullanmayan halklar adına “delege” işlevi de üstlendiklerini söylemek yanlış olmaz.

Amerikalı seçmen bu görevi dün hakkıyla yerine getirmiştir. Seçim öncesi anketler dünyadaki tüm insanlar oy kullansaydı Obama’nın açık ara seçileceğini göstermiştir.

Aşırı Amerikan karşıtı toplumlar bile John McCain karşısında Barack Obama’nın zaferine dua etmedi mi?

Öte yandan Martin Luther King’in seçkin hatırasını da temsil ediyor olması, siyahi adayı ümitlerin odağına yerleştiren sebep olmadı mı?

Irk ayrımının en utandırıcı suçları ile lekelenmiş bu ülkenin siyah vicdanı Martin Luther King, 1963 yılında yaptığı ve “Bir Hayalim Var” diye seslendiği tarihi konuşmasını şu sözlerle bitirmişti:

“Allah’ın bütün kulları siyahlar ve beyazlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler el ele tutuşarak siyahların eski bir ilâhisini söyleyecekler..

Sonunda özgürüz!

Şükürler olsun ya rabbim

Sonunda hepimiz özgürüz!”

Siyah Obama’nın seçilmesi, yurttaş hakları ve ırksal eşitlik savunucusu Martin Luther King’in hayalinin gerçekleşmesi yolunda tarihi bir şans olacaktır.

“Amerikan Rüyası”nın içeriğini zenginleştiren bu seçim, dileriz bütün insanlığa hayırlı olur!

Devlet adamı lâzım

Devlet adamı olmanın asgari koşulları vardır. Onlar eksikse, açık sözlülüğün, cesaretin önemi yoktur.

Çünkü o üstün özellikler öyle bir yöneticinin kalitesini yükseltmez, tersine risklerini büyütür.

İşte Başbakan Erdoğan...

Herhangi bir vatandaş gibi konuşarak vahim bir hata yaptı.

İstanbul’da bölücü göstericilerin üzerine bir vatandaş pompalı tüfeği ile ateş açmış Başbakan da şunları söylemişti:

“Vatandaşlarıma sabır tavsiye ediyorum. Ama bu sabır nereye kadar olacak onun endişesi içindeyim. Mağazasının camlarını indirir, hayatına kastederseniz, vatandaş da elinde eğer böyle bir tedbiri varsa kendini savunma yoluna gidecektir!”

Bunun adı “tedbir” ise vatandaşın elinde 4 milyonu aşan sayıda “tedbir” yani pompalı tüfek var. Yandaşlarına pompalı tüfek edindirmek için çalışan örgütlerin ülkeyi büyük bir cephanelik haline getirdiğini unutmamalıyız.

Kanunsuzları bu birikimle korkutup terbiye etmek mi, yoksa yasalara saygılı vatandaşları kendilerini savunma mecburiyetine düşürmemek mi?

Doğru bir devletin, düzgün bir başbakanın yapacağı seçim hangisidir?

Güç kullanma tekelinin yalnız devlete ait olduğunu sinirlendiği zaman unutabilen biri Başbakan olmamalıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR