Kuzey Irak operasyonu sırasında Türk Ordusu’nun onur verici bir özelliği daha ortaya çıktı.
Bu ordu, gücünü hafife alanlara karşı “son uyarı” görevini yerine getirirken onlara yanılgılarını ağır bir bedelle ödetme kolaycılığına kaçmamıştır.
Başka büyük orduların yaptığı gibi başarısını “insan zayiatı”na endekslemeye kalksaydı elli uçağın ve tonlarca akıllı bombanın yaratacağı kıyamet bir dehşet bilânçosu ortaya çıkarırdı. Öyle olmadı.
Amerika Irak’ta camcı dükkânına giren fil gibiydi. Sözde sakındığı halde yüz binlerce sivilin ölmesine sebep oldu.
Türk askeri aynı teknolojiyi kullanarak sivil yerleşimler arasındaki hedefleri cerrah titizliği ile vurmuş, gücünü şövalye soyluluğu ile göstermiştir.
Bu çapta bir operasyonun beton barınak ve tesisleri yerle bir ederken hiçbir sivilin canına malına zarar vermemesi, övülecek başarıdır.
Bazılarının bu başarıyı tersten okumaya kalkışması tuhafıma gidiyor.
Ama biz yine de muhatap alınan güçlerin gerçekleri iyi gördüklerini ve Türkiye’ye şiddet yoluyla diz çöktürmenin mümkün olamayacağını anladıklarını sanıyoruz.
Askerler ikinci kez terörle savaşta görevini yerine getiriyor.
Siyaset bu başarının üstüne yatıp evlâtlarımızın hayatları pahasına elde edilen fırsatları israf etmeye kalkışmamalıdır.
Dağdakileri indirecek proje ne kadar önemli ise ovadakileri ülkenin bütünlüğüne bağlı bireyler olarak yaşatacak sosyal ve ekonomik tedbirleri yürürlüğe sokmak da en az o kadar önemlidir.
Güneydoğu’nun ümide ihtiyacı var.
Terör geriletildikçe ekonomik olanakların arttığını göstermekten daha ikna edici bir siyaset bulunamaz!
Hepinize mutlu bayramlar...
İbretlik!
İzmir’de rahip bıçaklayan gencin söyledikleri tüyler ürpertici bir ibrettir!
Başta milli eğitim politikamız olmak üzere, olaylar karşısındaki polisin, yargının ve medyanın tutumu da dahil herkesin ve her şeyin iflâs batağına sürüklendiğini duyuruyor.
“İşsizlikten ve parasızlıktan bunalmış, Türkiye çapında ses getirecek bir eylem yapmak, tanınmak ve meşhur olmak” amacıyla bu işe kalkışmış...
Türkiye’de dinci ve milliyetçi faşizmin büyüdüğü şüphesini körükleme günahı altına bu genci sokan ihanette, ona 19 yaşında bir meslek kazandırmayan eğitim sistemi yalnız mıdır?
Hrant Dink’in katiline Türk bayrağı ile fotoğraf çektiren resmi sahiplenme ve medyada onu poster yapan sorumsuzluk, kahramanlığa giden yol konusunda kargalardan beter bir klavuzluk örneği değil mi?
Aklımızı başımıza almalıyız.
Bu yüz karası suçlar kahraman yaratıyor sanılıyorsa, hepimizi yutacak cehennem kapının arkasında duruyor demektir.
Bizi kısa vadede sadece yargı koruyabilir!

