Sivil muhtıra

Haberin Devamı

Türkiye’de bazen beklenmedik hoşluklar yaşanabiliyor. Dün siyasette bir fazilet gösterisi izledik.

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener seçimde aday olmayacağını, partisinde kalıp MKYK üyesi kimliğini koruyarak siyasete devam edeceğini açıkladı.

On altı yıldır parlamenter olan 53 yaşındaki Mülkiye kökenli Şener’in açıklaması CHP lideri Deniz Baykal’ı bile çok etkilemiş.

“Solcuyum diyen arkadaşların milletvekilliği için AKP kapısında birbirlerini ezdikleri ortamda bu tavır hem seçkin bir feragat örneğidir, hem sivil bir muhtıradır. Demokratik değeri, Genelkurmay’ın 28 Nisan açıklamasından daha üstündür” dedi.

Çatışmaya tavır

Şener, sorumluluklarını kirlenmeden taşıyabilmiş, devlet adamlığını kendine yakıştırabilmiş biri olarak tanındı hep.

Partinin vicdanı rolü onu yolsuzluk kokan olaylara müdahale etmekte tavizsiz davranmaya mecbur ettiği için yalnızlaştığı zamanlar çok olmuştur. Ama dürüstlüğüne olan inanç, parti tabanında kendisini Cumhurbaşkanı adayları arasında sayılacak kadar önemli figür yapmıştır.

Şener’in çıkışı neden bir sivil muhtıradır?

Farklılıklarımızı uzlaşma içinde yumuşatıp bir arada yaşamanın formülünü Abdüllatif Şener bir demecinde “Eleştirilenler de kendilerine bir baksın” sözleriyle ortaya koymuştu.

Şener, Başbakan’ın ülkeyi kutuplaştırmakta her gün tırmanan siyasetine katılmadığını uzun zamandır belli ediyordu.

Farklı bir üslup

Baykal, “Sayın Şener Başbakan’ın oynadığı gerginlik oyununun piyonu olmayı ve sorumluluğuna katılmayı kabul etmediğini göstermiştir” dedi.

Şimdiye kadar biz böyle isyanları hep ağır suçlamalar, küfürler, meydan okumalar ve bırakıp gitmeler eşliğinde izlemeye alışık olduğumuz için Abdüllatif Şener hepimizi şaşırtmıştır.

Partisini iç kavgaya götürmeden, bir şey alıp susmak yerine elindekinden bile vazgeçerek bir siyasi ahlâk dersi vermiştir.

Mülkiyeli olarak devlete saygı kültürü ile yetiştiği için devletle çatışan zihniyetle yola devam etmekten vazgeçmiştir.

Bizce Tayyip Erdoğan’a rakip değil alternatif olmuştur!

Siyaset dinle oynarsa...

İktidar içindeki din bezirgânları, laikliğe karşı işlenmiş suçlardan bile kazanç üretmeye çalışıyorlar.

İstanbul’daki bir lisede ortaya çıkan mescit uygulaması bir “suçüstü” hali olmaktan çıkıp neredeyse “her liseye bir mescit” kampanyasına dönüşecek.

Bazı TV programlarında bunun işareti verilmeye başladı bile.

Ciddi bir hükümet, gerçekten “Milli” sıfatına lâyık bir bakanlık İstanbul Milli Eğitim Müdürü’nü görevden alırdı. AKP bunu yapmayarak öteki illerin müdürlerine de dolaylı teşvik uygulayacaktır.

Oysa bilmiyorlar mı; okullar dini yerler değildir, kamu alanıdır. İmam hatip okulunda bile namaz ders olarak öğretilir, ibadet niyetine uygulanmaz.

İbadet özel alanın değeridir ve siyaset için, gösteri için değil de Allah için yapıldığı zaman daha değerli olur.

Hepsini biliyorlar ama oy sandığını kıble gibi görenleri ikna edemiyorsunuz işte!

DİĞER YENİ YAZILAR