TÜSİAD ile siyasi iktidar arasındaki ilişkiler yeni bir döneme mi giriyor?
Bu soruyu sormamın nedeni TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı'nın sözleridir:
"2005 sonuna kadar elde edilen başarılar konusundaki takdirlerimizde cömert, risklere işaret etme, eksikleri gösterme ve eleştirme konusunda son derece temkinli davrandık."
Yüksek İstişare Konseyi'nde gerek Sabancı, gerekse Mustafa Koç'un yaptığı konuşmalar, bundan böyle eleştiri ve uyarıların sakınılmadan ortaya konulacağı işaretini veriyor.
Çünkü dış şartlar yanında içerdeki gelişmeler de bu mecburiyeti zorluyor.
Sabancı, küresel planda yaşanan olumsuzluklardan Türk ekonomisinin eşitlerine oranla daha çok etkilendiğini öne sürüp yüksek cari açığın yaşadığımız "güçlü kaçış "ı açıklamaya yetmediğini belirterek şu teşhisi koydu:
Güven niçin sarsıldı?
"Türkiye kısa vadede siyasi istikrarını ve reformlarını sürdürebileceği konusunda piyasaların güvenini sarsmış olduğu için bu dalgalanmalardan bu kadar olumsuz etkilenmiştir!"
TÜSİAD Başkanı'na göre Türkiye'nin son üç yılda yükselen itibarı erazyona uğramaya başlamıştır. Dünya medyasında da yankılanmaya başlayan olumsuzluklar, ülkemizle ilgili risk algılamasını artırmaktadır.
Bu düşüşü yaratan sebepleri Ömer Sabancı dün sözünü hiç sakınmadan tek tek sayıp dökmüştür:
"Her eleştiri hükümete komplo olarak görüldü;
Laiklik ekseninde cepheleşmelere yol açacağı ayan beyan belli konularla Türkiye'nin gündemi dolduruldu;
Eğitimde çağdaş Türkiye'nin ihtiyacı olan reformların içeriğini tartışmak yerine dini referanstı konular gündeme taşındı, laiklik tanımı üzerine tartışmalar açıldı.
'Bizden olanlar ve olmayanlar' çizgisi derinleştirildi;
Yıpranan ve yıpratan isimleri hangi kademede olursa olsun görevden uzaklaştırma yerine onları koruma yoluna gidildi."
Belki de son kredi...
İktidarın alternatifi bulunsa bu eleştiriler başlı başına "defterden silme" gerekçeleridir.
Fakat iki önemli sözcüsünün konuşmalarından çıkan şudur:
TÜSİAD, Başbakan'ın ayarı kaçmış tepkilerine hedef olmak pahasına partideki kurumsal sağduyunun, bu uyarılardaki isabet ve iyiniyeti algılayacağına inanmaktadır.
İktidar, laiklik konusunda uyandırdığı kuşku ve kaygıları tırmandırmaz, tersine bir güven duygusu uyandırırsa, istikrar politikalarını kararlılıkla sürdürür ve AB yolundaki kararlılığını içte ve dışta gösterirse Türkiye yeniden rayına girer mi?
TÜSİAD gireceğini düşünüyor. Ve erken seçim baskılarına iktidarın yanında karşı duracağını bu şarta bağlı olarak belli ediyor.
TÜSİAD'dan dün verilen siyasi ve ekonomik mesajlar, sivil kaynaklı balans ayarı uyarılarıdır.
Tayyip Erdoğan bu uyarıları hünkâr gibi değil, demokratik bir ülkenin başbakanı gibi karşılamalıdır.
Sivil balans ayarı önerisi
TÜSİAD ile siyasi iktidar arasındaki ilişkiler yeni bir döneme mi giriyor?
Haberin Devamı

