AB üyeliği yolunda ilerlerken Türkiye kimlik değiştiriyor. Asker-siyaset ilişkilerini yeniden düzenliyor.
Askerin siyaset üzerindeki rolü, Avrupa demokrasilerindeki örneklerine uygun biçimde geriletiliyor.
MGK'nın yapısı ve işlevinde yapılan değişiklik gerçek bir reformdur.
Askerler artık hükümet politikalarını MGK'daki ağırlıkları ile etkileme gücünden vazgeçecekler.
Çok tuhaf ama bu duruma askerlerden çok, halkla iletişim kuramayan, onun güvenini hiçbir zaman alamayan, bu yüzden de siyasetin içinde yer alan bir orduyu, oyunun dışında kalmamak için tek şans sayan statükocu, baskıcı bazı sivil gruplar daha zor razı olacaklar gibi görünüyor.
Daha önce "genç subaylar" kışkırtması ile ortalığı bulandıranların, AB normlarına uygun bir demokrasinin taşları döşenirken yola çok daha tehlikeli mayınlar döşemeye çalışmalarına herkes hazırlıklı olmalı.
Hatalı zorlama..
Anayasa değişiklikleri henüz onaydan çıkmadı. Bu nedenle MGK Genel Sekreterliği'ne bir yıl için yine asker atanmasını isteyen Genelkurmay Başkanı Özkök'ün önerisine Başbakan Erdoğan'ın "evet" demesi bu zeminde olumlu adımdır.
Fakat AKP iktidarının Yüksek Askeri Şûra'da, irtica ve disiplinsizlik gerekçesiyle alınan ordudan ihraç kararlarına muhalefet şerhi koymayı sistematik hale getirmesi hata olmuştur.
Anayasa bu kararları yargı denetimi dışında tutuyor. Daha önce ihraç edilen subayların Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ne açtıkları davalar reddedilmiştir.
AİHM, disiplinin askerlikte temel olduğunu, buna aykırılık nedeniyle verilen cezanın "AİHM'nin adil yargı ile ilgili maddesine aykırı olmadığını" kabul ediyor fakat AKP iktidarı kabul edemiyor. Niçin?
İktidar en azından şu soruyu kendine sormalıydı:
Ordudan atılmış bir subayı yargı kararı ile geri almak zorunda bırakılan bir orduda disiplin sağlanabilir mi? Öyle bir ordu güçlü olabilir mi?
Siyasi müdahale
"Ordu siyasete müdahale etmesin..." Bu doğru ve gereği AB aşkına da olsa yapılıyor.
Ama siyaset de orduya müdahale etmemelidir.
Genelkurmay Başkanı zaten Başbakan'a bağlı. Genelkurmay Başkanlığı'na getirilecek kişiyi Bakanlar Kurulu belirliyor. O zaman askeri terfilerin ve disiplin dosyalarının görüşülüp karara bağlandığı YAŞ toplantısında Başbakan'in ne işi var?
Hangi general terfiyi hak etmiş, hangi askeri personelin tardedilmesi gerekiyor?
Başbakan hatta Milli Savunma Bakanı bunu bilemez. Oy kullanmak zorunda kaldığı zaman da kararını siyasi kaygılar belirler. İşte bu, siyasetin orduya müdahalesidir.
Siyaset girmiş bir ordunun sebebiyet verdiği ulusal felâketler konusundaki dersleri, başka ulusların tarihlerinde aramaya ihtiyacımız yok!
YAŞ toplantılarına baştan sona girerek Başbakan Erdoğan ne mesaj vermek istedi bilemiyoruz.
Temenni edelim ki yaşadığı bu tecrübe, sivil siyasetçilerin YAŞ'ta yer almamaları gerektiği ilhamını ona vermiş olsun.
Sınırlara saygı
AB üyeliği yolunda ilerlerken Türkiye kimlik değiştiriyor. Asker-siyaset ilişkilerini yeniden düzenliyor. Askerin siyaset üzerindeki rolü, Avrupa demokrasilerindeki örneklerine uygun biçimde geriletiliyor
Haberin Devamı

