Başbakan dün "Cumhuriyetin kazanımları gibi hassasiyetlere herkesten fazla biz sahibiz" dedi.
Bu iktidar, cumhuriyetin bizim bildiğimiz kazanımları ile ya gizli gizli veya açıktan çatışıyor. Kaçak Kuran kurslarına, türbana, imam hatiplere kafayı takmış bir iktidar, laiklikle barış içinde olduğunu iddia edemez.
AKP, sandığa giden seçmenin üçte birinin oyunu aldığı halde meclisin üçte iki çoğunluğunu elde etmiştir. İstediği her yasayı rüzgâr gibi geçirmiş, üstelik düne kadar muhalefetten sadece kolaylık görmüştür.
Ama bu yetmemiş şimdi içtüzük değişikliği ile muhalefetin yasama sürecine katılımına duvar örülmüştür. Yani iktidar demokrasiden ve hukuktan da çıkmıştır.
Önceki gün Yargıtay Başkanlar Kurulu, iktidarın hakim kadrolarını ele geçirerek cumhuriyet değerlerini korumasız bırakacak niyet ve eylemler içinde bulunduğu konusunda kamuoyunu uyarmıştır.
Geriye ne kaldı, hiç.. Cumhuriyetin bizim bilmediğimiz hangi kazanımına sahip çıkıyorlar; Başbakan söylese de öğrensek!
Demokratik, laik hukuk devleti ilkeleri taciz altındadır. AKP iktidarının neredeyse bütün anayasal kurumlarla kavgalı hale düşmesi boşuna değildir.
İktidar daha önce tabanındaki siyasal islamcılara "selâm" gönderir fakat tepki görünce geri çekilirdi. Son zamanlarda ısrar ediyor, kavga ediyor.
Bu tutum, istikrar umutlarına zarar verdiği gibi halkın psikolojisini de bozuyor.
Dün de Türkiye Barolar Birliği alarm verdi. Başkan Özdemir Özok AKP'nin iktidar gücünü marjinal bir grubun (siyasal İslâm) emrine tahsis ettiğini öne sürerek şöyle dedi:
"Yaklaşık 80 bin atama yapan iktidarın
göreve getirdiği kişilerin profili incelendiğinde bu acı gerçek ortaya çıkmaktadır."
Muhalefeti cevaplarken Başbakan dün ilginç bir benzetme yaptı: "CHP Türkiye'nin sinir uçlanna dokunarak, gerilim yaratarak batmamaya çalışıyor.."
Bu söz pek âlâ şöyle de söylenebilir:
AKP iktidarı Türkiye'nin sinir uçlarına dokunarak, gerilim yaratarak kendini batırmaya mı çalışıyor?
Teröre lanet..
Türkiye bir krizden çıkıp yeni bir şans elde edince hep böyle olur..
İçerde siyasetçilerin ihtirasları kabarır, dışardan da terör pompalanır.
Kuzey Irak'ta Amerika'nın egoizmi sayesinde belini doğrultan PKK bir süredir yeniden Türkiye'ye saldırma gücü kazandı. Gün geçmiyor ki kalleş ve vahşi bir saldırının haberi gelmesin.
Dün Bingöl'de bir trene sabotaj yaptılar. Uzaktan kumandalı bomba patlatılarak altı demiryolları personeli şehit edilirken yolcu ve personelden 12 kişi de yaralandı.
Kürt kökenli vatandaşların AB sürecinde elde ettikleri kazanımlar ve barış ortamının beraberinde getireceği yeni imkânlar bölücü terör örgütünü hiç ilgilendirmiyor. Çünkü PKK'nın varlık nedeni terör üretip onun rantını yemektir.
Bu gerçeği PKK'ya ateşkes çağrısı yaparken devlete de siparişler sunan aydınlarımız görmek zorundadır.
Denge gözetmeden terörü hak ettiği şekilde lanetleyen ortak bir gür sesi onlardan ne zaman işiteceğiz?
Sinire dokunmak!
Başbakan dün "Cumhuriyetin kazanımları gibi hassasiyetlere herkesten fazla biz sahibiz" dedi
Haberin Devamı

