Şimdi başladı

Haberin Devamı

Anayasa Uzlaşma Komisyonu düne kadar kolay maddelerle uzun bir balayı dönemi yaşadı.

Hardallı konular birikti. Ve nihayet “vatandaşlık” maddesi gündeme geldi.

Sadece MHP yürürlükteki Anayasa’nın ilgili maddesi korunsun istiyor:

“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.”

Buradaki Türk, hukuki bir tariftir. Özgürlük sorunu olarak etnik kimliğe gönderme yapmıyor.

Ama yıllardan beri öylesine bir bekleyiş yaratıldı ki CHP’nin önerdiği tarif bile kapsamı genişletilen ve karambolde gol arayan fırsatçılara hayal kurdurmaya müsait bir metindir:

“Dil, din, etnik köken, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti’ne insan onuru, insan hakları, eşitlik ilkeleri doğrultusunda biçimlenen hukuki bağ ile bağlı olan herkes Türk vatandaşıdır..”

BDP’nin önerdiği madde “Türkiye Vatandaşlığı” kavramını önermekle beraber “Vatandaşlığa ilişkin esaslar kanunla düzenlenir” diye bitiyor.

Önemli bir noktada AKP önerisi ile benzerlik taşıyor. Çünkü AKP de “Vatandaşlık temel bir haktır. Kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunla belirtilen hallerde kaybedilir” diyor.

İktidar partisi ile BDP vatandaşlığın tarifini tam yapmayıp düzenlenecek bir yasaya gönderirse, Uzlaşma Komisyonu uzlaşmış mı sayılacaktır?

Hayır.. Daha elverişli bir ortamın beklentisine bağlı olarak gizlenmiş bir amacın varlığı söz konusu olacaktır.

Tarifler uçuk ve lâstikli olmamalı.

Netlikten uzak anayasa maddeleri, gizli niyetler besleyenlerin cüretini artıran teşvikler sağlar.

Komisyon, orada ulusun kaderini yazmakta olduğunu unutmamalı!

Keşke dememek için

Dün Ahmet Hakan’dan öğrendim; ölüm orucuna yatan PKK tutuklu ve hükümlülerinin sayısı bine yaklaşmış...

Eylemin ilk katılımcıları ölüm orucundaki kırk günü doldurmuşlar.

Yani tehlike sınırı aşılmış bulunuyor.

Kalıcı sakatlıklar ve ölüm haberleri gelmeye başlayabilir.

Peki bu haber taşıdığı önemi hak eden bir rüzgârı medyada niçin estiremiyor?

Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) basın özgürlüğü raporu bu soruyu aydınlatıyor biraz.

Rapor “Türkiye’deki basın özgürlüğü sorunu kriz düzeyine ulaşmış bulunuyor” diye yazıyor.

İktidar baskısının medyada otosansür doğurduğunu söylüyor.

Eleştirel yazı ve haberlerin ceza gördüğü hatırlatılıyor.

Açlık grevlerinin medyada yeteri kadar yer bulamamasının nedeni korku mudur? Belki..

Ama dikkat; toplumun dikkatinin çekilmesi konusunda bir eksiklik varsa bunun en ağır faturayı iktidara çıkaracağını unutmamak gerekir.

Çünkü medya görevini lâyıkı ile yapamazsa, iktidarlar ileride pişmanlık duyacakları yanlışlara karşı uyanamazlar.

“Keşke”lerin yararı olmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR