Sil baştan gerek

Haberin Devamı

Zekâ kılıçtan daha keskin, siyaset savaştan daha etkindir.

Berlin duvarını yıkan, Sovyetler Birliği imparatorluğunu dağıtan güç cehennem silâhları değil.

Başarı siyasetçilere, diplomatlara aittir.

Bize de şimdi ona benzer bir maharet gerekiyor.

AKP “Kürt Açılımı”nın azami şartlarını belirlemek zorunda.

Bu şartlar elbette hak talebinin muhatabı konumunda olanların asgari şartları ile uyuşmak zorundadır. Aksi halde konuşulamaz.

“Kan akmasın, artık anneler gözyaşı dökmesin...”

Buna kim itiraz edebilir?

Karmaşık toplumsal problemleri çözme tecrübesine sahip olmadığımız için tartışma uçlarda, gözyaşları ile ıslanıp cıvıklaşan hamaset içinde geçiyor.

Kimileri “CHP he deyiverse iş bitecek” havalarında, kimileri ise “vatan hainleri ülkeyi bölerek satmaya hazırlanıyor” iddiasında.

İşbirliği şart

Böyle meseleleri büyük liderler çözer. Onları sabır, cesaret ve basiret yönetir, kibir ve asabiyet değil.

Başbakan Erdoğan geçmişe bir sünger çekip CHP lideri ile buluşmak ve ortak bir yol haritası saptamak zorundadır.

Meclisteki iki partiyi yok sayarak yüzde birlik partilerden yetki almak iktidarı demokrat da kılmaz güçlü de kılmaz.

Muhalefetin AKP’ye güvenmediğini söyleyerek uzak durması bir siyaset tarzıdır. İktidarın siyaseti de, bu partileri toplum önünde işbirliğine mecbur etmek olmalıdır. Nasıl olacak?

Herhalde şu ünlü Karadeniz fıkrasındaki gibi değil...

Temel ile Dursun para yüzünden mahkemelik olmuşlar. Duruşmada Dursun borcu olmadığını, Temel’i de tanımadığını söylemiş.

Temel kırk yıllık arkadaşının bu sözüne çok kırılmış.

Hâkime “O beni tanımaysa ben onu hiç tanımayrum” demiş!

Açılım mı yatırım mı

Belirttikleri güvensizlik sözlerine köpürüp Baykal ile Bahçeli’ye had bildiren ve onları muhatap almadığını söyleyen Başbakan, Temel’i hatırlatıyor.

Başbakan Erdoğan “MHP ve CHP içinde genel başkanları gibi düşünmeyenler olduğunu biliyorum” deyip seslerini yükseltmeleri için onlara çağrı yaparken aynı işe kalkışacak AKP milletvekillerinin kellesini uçuracağını söylediğini unutuyor.

Tutarlılık ve politik hoşgörü bu işin ilk iki maddesidir.

Böyle bir mesele gündeme geldiğinde Başbakan “Ne olursa olsun yapacağım” diyemez, dememeliydi.

Dün İçişleri Bakanı Atalay DTP’yi ziyaret etti. Genel Başkan Ahmet Türk tedbirli bir iyimserlik yansıtırken DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş “AK Parti, PKK ve Öcalan gerçeğini görmezden gelemez” dedi.

Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna daha ileri giderek İmralı mahkûmunun mutlaka muhatap alınması gerektiğini söyledi ve “DTP ile görüşüp PKK’yı ve Sayın Öcalan’ı dışarıda bırakma oyunu varsa bu oyuna gelmeyiz” diye konuştu.

Başbakan herhalde Baykal veya Bahçeli yerine bu zihniyeti muhatap almayı tercih etmeyecektir.

Öyle bir yanlışlık yaparsa bu oyuna “Kürt açılımı” değil “seçim yatırımı” demek daha doğru olur çünkü!

DİĞER YENİ YAZILAR