Toplumların huzuru en çok dinin hayata müdahale etmesi yüzünden bozuluyor.
Bu müdahalenin en tahrip edici ve etkileri hemen tüm yaşam alanlarını kapsayan türü, siyasetin din güdümüne girmesidir.
Ilımlı laiklik olmayacağı gibi ılımlı İslâm da gerçekçi değildir. Çünkü laiklik dini toplum için gerekli ve yararlı bir müessese olarak kabul etmekle beraber ılımlı İslâm yaklaşımı, dinin kabul etmediği modernci kurallara, ilerdeki zaferine zarar vermemek için boyun eğmiş görünür.
Eline fırsat geçtikçe, gücünün yeteceğini hissettikçe devleti, halkı değiştirir, dönüştürür. Yakın geçmiş bu değişim ve dönüşümün tarihidir!
Laikliğin kolaycı tanımı, dinin devlet işlerine alet edilmemesidir. Milli Eğitim, devlet işlerinin en hassas ve önemli alanıdır.
Günlerden beri eğitim reformu önermesine bağlı huzursuzluk yaşıyoruz.
Çünkü yeni sistem adeta gökten düşer gibi gelmiştir ve doğuracağı sakıncalar gün gibi açıktır.
Ama iktidar reformu sanki kutsal bir metinmiş gibi savunuyor. Savunmak ne kelime; şüphe gösterenleri tehdit kokan ifadelerle korkutuyor.
Güvensizlik neden?
Eğitimde kesintili modele dönme önerisinin, imam hatiplerin orta kısımlarını açmak için ortaya konduğunu, çocukların açık eğitim yoluyla tarikatların ve cemaatlerin çekim alanına atılacağını geniş bir kitle, cesaretini toplayıp söylüyor.
Sonuçta amacın hem yönetim, hem yaşam biçiminin değiştirilmesi olduğundan korkanları kuruntu hastası sayamayız.
Burada şöyle bir soru sormak da mümkündür:
İktidar ne yanlış yaptı da bu kadar güvensizliği hak etti? Hemen söyleyelim:
Eğitim devletin en önemli sorumluluğudur. Demokraside, halk desteği yüzde 60-70’e bile dayansa iktidarlar gömlek değiştirir gibi sistem değiştiremezler.
Hele böylesi köklü değişikliklere kendi değer ölçülerine göre gidemezler.
Bu reform -daha doğrusu deform- aynen öyle oldu. Kamuoyunun başına gök taşı gibi düştü.
Bu metne iktidar partisi militan saldırganlığı ile sahip çıktı ama nedense Bakanlar Kurulu bu sahiplenmeye kefil olmadı. Öneriyi bakanlar imzalayarak tasarı kalitesine yükseltmedi.
Kabahat gibi sessiz
Daha tuhaf olan şu ki, sekiz yıllık kesintisiz eğitimden intikam alma amacı buram buram kokan bu yeni düzen teklifi Milli Eğitim Şzrası’nda bile tartışılmadı.
Ülkemizde üniversiteler bünyesinde bir çok eğitim fakültesi bulunuyor. Hiç birine görüşü sorulmadı.
Bazı eğitim fakülteleri, belirledikleri sakıncalardan o kadar etkilendiler ki, talep edilmediği halde Milli Eğitim Bakanlığı’na tehlike ihbarı yapan raporlar gönderdiler.
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “ses verin” çağrısından sonra konuşan Ege Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Ferhan Sağın şunları söyledi:
“Tartışmalar ayrıntılara boğularak gerçek amaç gizlenmektedir. Eğitim, bilimsel ilkeler çerçevesinde yapılmalı. Bu normlar içinde ‘dindar, kindar gençlik yetiştirme’ yoktur. Eğitim inanç temelleri üstüne oturtulamaz.”
Prof. Sağın’ın çare önerisi “Tasarı hızla geri çekilmelidir’ sözlerinde ifadesini buluyor.
Aynı çağrı dün CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan da geldi.
Kılıçdaroğlu’na göre iktidar siyasetçileri, cerrahlığa soyunarak ameliyathaneye girmiş, kesip biçmektedir.
Reform şartsa iş uzmanlarına teslim edilmeli, her şey usulüne uygun olarak sil baştan yapılmalıdır!
Sil baştan çağrısı
Haberin Devamı

