Sıkı dursunlar!

Bütün iktidarların hastalığı aynı. Hepsi hazırlığını tam yapmadan bir hedef koyuyorlar kendilerine, "istim arkadan gelsin" diyorlar

Haberin Devamı

Bütün iktidarların hastalığı aynı. Hepsi hazırlığını tam yapmadan bir hedef koyuyorlar kendilerine, "istim arkadan gelsin" diyorlar.

Bekledikleri olmayınca tren yolda kalıyor.

İç meselelerde telâfi imkânı yaratılsa bile dış politika sorunlarında bu yüzden açılan yaraların kapanması kolay olmuyor.

Tezkere kazası, başımızdan geçen son kötü tecrübedir.

Hükümetin Irak'taki istikrar gücüne asker vermeye istek göstermesi, Türk-ABD ilişkilerindeki hasarı tamir etme niyetinin hamlesi oldu.

Irak'taki direniş yüzünden her gün kayıpları artan Amerika'nın asker desteğine muhtaç durumda bulunması Ankara'ya fırsat yaratmıştır.

Fakat gelen haberler hükümetin gerek kendi içinde, gerekse Cumhurbaşkanı ve askerle gerekli görüş birliğini sağlamadan Washington a karşı angaje olduğu şüphesini uyandınyor.

Sezer'in takıntısı
Asker göndermek için tezkere gerekir mi; iktidarın bu konuda bile oluşmuş ortak bir görüşü bulunmuyor.

Tezkere geçse Cumhurbaşkanı'nın tutumu ne olacak? O da ayrı sorun.

Cumhurbaşkanı Sezer, savaştan önceki görüşünde direniyor: Bunun için uluslararası meşruiyet ve oydaşma (konsensüs) arıyor.

Türkiye'nin savaşa girmesini önleyen bu itiraz, barış ve istikrarın kurulmasına katkıda bulunmasını da önleyebilir mi?

Şuna karar vermek lâzım:

Türkiye'nin ne yapması gerektiğine hükümeti ve meclisi mi, yoksa BM Güvenlik Konseyi'nin veto hakkına sahip 5 büyük ülkesi yanında Angola, Gine, Meksika, Pakistan, Suriye, Bulgaristan, Kamerun ve Şili mi karar verecek?

Ulusal menfaat ile uluslararası meşruiyet arasında bir seçim yapmanın kaçınılmaz anı geliyor galiba.

Cilve huy olursa
Uluslararası meşruiyet, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını korumaktan vazgeçmesinin bahanesi olamaz.

Amerika'ya "gel gel" deyip son anda "ben yokum" diyen Türkiye, barış gücüne asker gönderme arzusunu açıklayıp umutlandırdıktan sonra ikinci kez ricat oyunu oynayamaz. Demokrasinin cilvesi bir kere olur ikinci kez tekrarlanırsa ona "cilveli demokrasi" denir.

Türkiye böyle bir sicille hayalini kurduğu geleceğe ilerleyemez.

Biz, Irak'a asker gönderme isteğini hükümetin Genelkurmay'la görüşmeden açığa vurduğuna inanmıyoruz.

O nedenle iktidar siyasi gündemi "olur mu, olmaz mı" tartışmasına değil "olacak da nasıl olsun" arayışına odaklamaya çalışmalıdır.

Bir yandan kamuoyu ikna edilmeli, bir yandan da menfaatlerimizi garanti edecek şartlarda ABD ile en kısa zamanda uzlaşma sağlanmalıdır. Olur mu, olur..

Yeter ki Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül sıkı dursunlar ve iktidar sorumluluğunu taşıma cesaretini göstersinler.

DİĞER YENİ YAZILAR