Sigorta yargı!

Haberin Devamı

Türkiye’yi yöneten siyasetçilerin tamamına yakını evlenirlerken başı açık kızlar seçmişler.
Sonra eşlerinin başlarını kapatmışlar, iş sahibi olanlarını bile ev kadını yapmışlar.
Şimdi aynı siyasetçiler eşlerine sundukları bu özgürlüğü (!) üniversitede okuyan bütün kızlara kazandıracaklar!
Öylesine gözü kara bir eylem ki bu, laiklik ilkesini dolanarak anayasa suçu işledikleri yolundaki uyarılara bile dönüp bakmıyorlar.
Siyasetçiler hataya düşerken büyük günahlar işlerken halktan önce kendilerini kandırıyorlar demek... Başbakan Erdoğan Almanya’da şunu dedi:
“Farklı dinlerin mensuplarına bizler nasıl ‘Siz niçin dininizi bu kadar iyi yaşıyorsunuz?’ deme hakkına sahip değilsek bir Müslümanın dinini yaşamasına kimse kalkıp ‘Sen dinini bu kadar iyi yaşıyorsun, başarılı yaşıyorsun’ deme hakkına sahip değildir!”

İyi yaşamak mı bu?

Başbakan türbanın siyasi çıkar için sömürülen bir dini simge olduğuna her konuşması ile yeni bir kanıt ekliyor.
Türban özgürlüğü dini iyi yaşamaksa eğer, Başbakan’ın zihniyeti ile dört eşliliğe geçtikçe, kadınlar tanıklıkta ve miras hukukunda ikinci sınıf sayıldıkça, hırsızların elinin kesileceği, zina yapan kadınların taşlanacağı günler geldikçe yaşamımızın kalitesi yükselecek; öyle mi?
Laik değerleri inkâr etmek Başbakan’ın zihninde Müslümanlığı iyi yaşamanın yolunu açıyorsa, daha gergin ve sıkıntılı günlere hazırlıklı olmalıyız.
İktidar AB deyince mangalda kül bırakmıyor ama neredeyse bir yıldır ilerlemenin şartı olan reformlar konusunda hiçbir adım da atmıyor.
Geçen gün Dışişleri Bakanı Babacan, türban için anayasada yapılan değişikliğin AB reformlarından biri olduğunu söyleyecek kadar uçtu.
Ve bu akıl karışıklığını Alman Westdeutsche Allgemeine Zeitung gazetesi dün şöyle yorumladı:
Saçmalamak...
“Erdoğan ülkesini riskli bir ayrışmaya sürüklüyor. Sonunu kimse öngöremiyor. Bu gerçekler ışığında Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın, baş örtüsü yasağını kaldırarak Türkiye’nin AB sürecindeki bir yükümlülüğünü daha yerine getirdiğini söylemesi saçma!”
Saplandığı yanlışı doğru bir kavga zanneden AKP iktidarı dönüşü olmayan bir yoldadır.
Dün hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, çözüm önermeyen muhalefeti şikâyet ediyordu.
Muhalefet “Dinle oynamayın. Yaptığınız iş cumhuriyetin laiklik temelinde gedik açmaktır, suçtur, vazgeçin” dedi, daha ne yapsın?
“Çoğunluk her şeyin üstündedir” diyen zihniyet belli ki Türkiye’ye bedel ödetecektir.
Dün eski Cumhurbaşkanı Demirel’le görüşüyordum. “Yarattıkları huzursuzluk ve bölünme nedeniyle ıstırap içindeyim” dedi...
“Ama kesinlikle ümitsiz değilim. Rejim yargının güvencesi altındadır!”
Bu inancı paylaşıyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR