Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili gerekçeli kararı, rejimle ilgili kaygılar taşıyanlara nefes aldırdı.
Açıklanan karar, cumhuriyetin temel ilkelerine yönelik açık ve sinsi saldırılara karşı yüksek mahkemenin güçlü bir garanti oluşturduğunu gösteriyor.
Bilindiği gibi AKP, üniversitelerde türban yasağını kaldıran bir Anayasa değişikliği yapmış fakat bu değişiklik yüksek mahkeme tarafından iptal edilmişti.
Dünkü Resmi Gazete’de yayınlanan karar gerekçesi, iktidar hamlesinin, dini siyasete alet eden, kamu düzeninin bozulmasına yol açacak, laiklik ilkesine ve Anayasa’ya açıkça aykırı bir eylem olduğunu belirliyor.
Hatırlanacağı üzere bu karar, siyasi nitelik taşıyan her düzenlemede olduğu gibi Anayasa Mahkemesi üyelerini 9’a 2 bölmüştür.
Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek bir maddesine yönelen eylemi iptal ederken bile yüksek mahkemedeki bu tablonun değişmemesi düşündürücüdür.
Tablo değişebilir...
Görüş ayrılığı değişik davalarda farklı üyelerden doğsa bunun ürkütücü bir yanı yoktur. Ama bizdeki örnek kemikleşmiş bir bloklaşma sergiliyor.
Karara muhalefet şerhi koyan üyelerden Sacit Adalı “Bu karara göre artık Anayasa değiştirilemez” demiş.
Anayasa’da laiklik ilkesinden başka değiştirmeye değecek bir şey bulunmadığını düşünenler için Sacit Adalı’nın dediği doğrudur.
Ama bunun için bizce üzülmek değil sevinmek gerekir. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin görevi Anayasa’yı korumaktır.
Peki Anayasa Mahkemesi rejimin sigortası olmaya sonsuza kadar devam edebilecek mi?
Bu soruya keşke hiç duraksamadan “evet” diyebilseydik. Çünkü din sömürüsünden beslenen hamleler karşısında Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ile üye Sacit Adalı’nın devamlı muhalif konumda olması cesaret kırıcıdır.
AKP iktidarı döneminde boşalan üyeliklere yapılacak tayinlerin Kılıç ile Adalı cephesini genişleteceğinden endişe edenler haksız çıkmayacak gibi görünüyor.
Tarafsızlık olmaz
Cumhurbaşkanı’nın rektör seçimlerindeki tutumu, Anayasa’dan yana taraf bir seçici olmak şöyle dursun tarafsız bir seçici bile olmayacağını belli ediyor.
Böyle durumlarda hep aynı itiraz işitiliyor: “Ahmet Necdet Sezer de tarafsız seçimler yapmıyordu!”
Bu doğru ama küçük gibi görünen şu büyük fark var arada: Sezer seçimini yaparken, Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilkelerini mutlaka koruyacağına güvendiği, inandığı kişileri arıyor, buluyor, hassas görevlere onları getiriyordu.
Görevine başlarken ettiği laik cumhuriyete bağlılık yemini ona Anayasa’dan yana taraf olacak kişileri seçmesini emrediyordu.
Şimdi sıra Abdullah Gül’e geldi.
Bakalım o cumhuriyetin temel ilkelerine inanmış ve onları savunmaya kendini adamış kişileri mi arayıp bulacak, yoksa Anayasa Mahkemesi’nin cumhuriyete sağladığı garantiyi geriletecek seçimler mi yapacak?
Dileğimiz o seçimleri yaparken her defasında ettiği yemini hatırlamasıdır!
Sigorta çalıştı ama ömrü ne kadar?
Haberin Devamı

